Geçtiğimiz yıllarda tüketim toplumu çok eleştirildi. Bugün ise çoğu insanın daha bilincine varmadığını söyleyebileceğimiz, henüz yeni bir olgu var : iletişim toplumu.
Kimileri bunun sonuçlarını değerlendirmek için daha erken olduğunu söyleyecektir.
Doğru ki geçmişte hiçbir siyaset bilimcisi bu kavramı tahayyül etmemişti.
Birçok yenilik gibi olağanüstü bir şevk ile yaklaşılsa da, iletişim toplumunun bir tehlikesi var, o da anlaşılmamak.
Zira aşırı bilgilendirilme ve iletişim imkanlarının çokluğu, anlamak ve anlaşılmakta hiçbir sorun yaşanmayacağının teminatı değildir.
Zeka ve hafıza sınırlıdır.
Her geçen gün her türlü konuda daha da fazla bilgilendiriliyoruz ama sonuçta bilmemiz gerekenleri idrak edecek vaktimiz yok ; sanki her şeyin fiyatını bilip de hiçbir şeyin değerini bilmiyormuşuz gibi.
Bilgilendiriliyoruz ama bilgilendirildiğimizden haberimiz yok.
Aldığımız bilgilerden bahsediyoruz ama hiçbir şey açıklamıyoruz.
Bir toplum bilgilerin iletilmesini anlaşılmalarından daha çok önemsediğinde, iletişim devasa bir bilgisizleşme gücüne dönüşür.
Bir medeniyet inşa edeceğine onu yavaş yavaş yok eder.
Elbette bilgi ve iletişimin cehalete karşı en etkili silah olduğunu inkar edemeyiz, ancak bir o kadar da yıkıcı olabilirler, ki tarihe baktığımızda bilgi ve iletişimin gerçekten tanıma ve anlamaya karşı kullanıldığında ne büyük zararlar verebileceğine dair sayısız örnek mevcut.
20/01/2010, Şefik Birkiye
Binfikir gazetesi Ocak 2010 saqyısında yayınlanmıştır