"Mutlu yaşamak için gözlerden ırak yaşa", "hata yapmaktansa hiçbir şey yapmamak daha iyidir" , "kamu hayatının dışında kalalım ki tarafsız olalım "... tüm bu düşünceler toplumumuza zarar veren önyargılardır.
Tepkisiz kalmak, hiçbir şey yapmadan geride durmak insanlığa karşı yapılacak herhangi bir diğer eylem kadar yıkıcı bir siyasi tutum ve davranıştır.
Dünya siyasetinde olup bitenlere katılmamak, diğer insanlarla ve ait olduğumuz toplulukla paylaştığımız dünyaya karşı yerine getirmekle yükümlü olduğumuz görevlerden kaçış anlamına gelmiş ve daima sorumsuzluk olarak değerlendirilmiştir. Ahlaki sebeplerden dolayı topluma ve siyasi işlere katılmadıkça asla bu eleştiriye olumlu ve yapıcı bir şekilde cevap veremeyiz.
Nasıl sorumlu olmak, suçlu olmak anlamına gelmiyorsa, kötülüklerin yapılmasına seyirci kalmak da elbetteki bizzat kötülük yapmak ile eşdeğer değildir. Ama hiçbir şey yapmamak da insanoğlu açısından hiçbir zaman ne yapıcı ne de olumlu sonuçlar doğurmuştur.
Madem ki tek çözüm birlikte yaşamak, o zaman çözümün bir parçası olmayanların sorunun bir parçası olduğunu söyleyebiliriz.
Baska bir deyişle, burada sözkonusu olan eylemler bizzat yapmamış olduğumuz, ancak sorumlu tutulabileceğimiz eylemler.
Bu siyasi ve tamamen toplumsal birlikteliğe bağlı sorumluluktan kaçmanın tek yolu, içinde bulunduğumuz topluluktan çıkmaktır ki hiçbir birey herhangi bir topluluğa ait olmadan yaşayamadığına göre bu ancak bir topluluktan diğerine, yani bir sorumluluktan diğerine geçmek anlamına gelecektir.
Düşünce ve eylem ile ortak dünyamızın yaşamına katılmaktan başka bir çaremiz yok.
Düşünce ve eylemi reddetmek uyurgezerliği tercih etmektir, yani mevcut toplumsal ve siyasi gerekliliklerin düzenine dahil olarak insanoğlunun yeniden başlama ve özgür olma olasılığını bir kez daha unutmak demektir.
26/05/2009, Şefik Birkiye, Binfikir Gazetesi Mayıs 2009 sayısı köşe yazısı