Artık kamu işlerinde veya ekonomideki ahlak ve etik eksikliği karşısında utanç duymadan gazete okumak veya haberleri dinlemek mümkün değil; sanki cezası olmayan her şey serbest.
Mahkemeler sadece hukuken kendilerine verilen yetki dahilinde yargılayabiliyor, peki öyleyse neyin etik olup olmadığına dair yargı yetkisi kime ait? Herhalde hepimize ait veya hiç kimseye ait olmasa gerek.
Yargılamayı reddettiğimizde kaçış yolunu seçmiş ve "herkesin ahlakı kendine" demiş oluruz; İşte bu kavramsal bir çelişkidir, sanki kişisel bir tutum veya davranış tek başına bir kural teşkil edebilirmiş gibi ; Zira böyle bir tutum, hiç
kimsenin paylaşmadığı veya onaylamadığı bir tutum olduğu için ancak ve ancak delilik olarak addedilebilir.
İnsanların sık sık "kendi tutum ve davranışlarından memnun" olduklarını ve "her sabah aynada kendileriyle yüzleşebildiklerini" söylemelerine tanık oluruz . Ama burada ciddi bir değerlendirme sorunu vardır: insanlar bu aynada sadece kendilerini görürler. Oysa gerçekte bu narsist, kendine hayranlık tutumunun etik ile hiçbir ilgisi yoktur.
Asıl sorulması gereken soru şudur : bizi kendimizden memnun kıldığı sürece her istediğimizi istediğimiz şekilde yapabilir miyiz? Genel anlamda ahlak sadece bireye yönelik bir ilke belirler. Etik ise ahlakı bütün bireylerden oluşan ve tüm bireylerin kişiliğini onlardan uymalarını beklediği kurallar karşılığında güvence altına alan bir toplum
anlayışına dayanır. Kendimize görev bildiğimiz bu tutumun sağlamlığı ve gücü evrenselliğinde gizlidir ve bundan dolayı her bir bireyin bu tutumu benimsemesini ümit ediyoruz. İyilik ve kötülük arasındaki fark binlerce yıl boyunca
dünya edebiyatına konu olmuştur.
Elbette iyilik ve kötülük veya dürüstlük ve yalancılık arasındaki sınır pek belirgin değildir. Kuşkusuz sınırlar görülmesi veya algılanması zor, gayrı belirgin ve tartışılırdır, ancak kesin olan şudur ki insan daima iki taraftan birisini tutar. Burada şunu eklemeden yapamıyor insan: madem ki sınırlar bu kadar tartışılır ve göreceli, o zaman
uzak durmalı sınırlardan.
Hatta şöyle de diyebiliriz: niçin veya neden utanılsın ki? Etik, daima veren insan ile sadece alan insanın arasındaki tutum ve davranış farkıdır.
13/03/2009, Şefik Birkiye, Binfikir Gazetesi Mart 2009 köşe yazısı