Ne yazık ki mevcut eğitim sistemi, gerçekleştirilemez olduğu kadar iki yüzlü olan sözde bir tarafsızlık adı altında nihilist, yani hiçbir inancı olmayan, ve sorumsuz bir kuşak yetiştirmektedir.
---
Çocuk eğitimi alanında son derece önemli bir aşamaya gelmiş bulunmaktayız. Geleneksel eğitim ilkeleri sorgulandı, değişti ve yenilenerek gerek otorite gerekse kamuoyunca gördüğü kabul açısından tamamen farklı bir yön aldı. Doğru ki çağdaş eğitim yöntemleri çocuklara bir yandan ezilen bir azınlık diğer yandan da hem korunmaya muhtaç hem de kendi yaratıcılığına terk edilmiş bir azınlık muamelesi yaparak şimdiye dek oldukça tuhaf bir yaklaşım sergiledi.
Eğitimcinin otoritesi, çocuklarına devrettikleri dünyanın sorumluluğunu üstlenmeyi reddeden yetişkinler tarafından ortadan kaldırıldı. Oysa, bu çocuklar yetişkin ebeveynleri tarafından sadece öylesine dünyaya getirilmedikleri gibi aynı zamanda dünya gerçekleri ile de yüzleşmek ve yaşamak durumundalar. Elbette, çocukların dünyanın acı gerçeklerine karşı korunmaya ihtiyacı var; bu bağlamda çocuğun yeri ailesidir. Zira, ailenin içerisinde yaşadığı dört duvar, yani aile hayatının yaşandığı yuva ortamı dünyanın teşkil ettiği kamu ortamına karşı bir korunaktır. Ancak bu dünyanın da aynı
şekilde her yeni gelen nesilin beraberinde getirdiği değişim dalgalarına karşı yıkılmaması için korunmaya ihtiyacı var. Bu toplumsal görevden sadece
aile değil öncelikle okul, yani aile hayatı ve aile ortamının dışındaki kamu alanı arasındaki bağı teşkil eden kurum sorumludur. Eğitimin etkin olabilmesi
için kamuoyunca kabul görmesi gerekmektedir.
Eğitimcinin çocuk için tüm yetişkinleri temsil eden ve ona ‘işte dünyamız, işte geleneklerimiz’ diyerek yol gösteren bir kişi olması gerekmektedir.
Bu tutum artık tamamen yok oldu. Otoritenin tamamen yok olması, kitlesel toplumumuzun kendine karşı yabancılaşmasının sonucudur. Oysa eğitimin asıl amacı bir takım ilkelerin korunmasını ve sürdürülmesini sağlamaktır. İşte bu nedenledir ki her bir çocuğun içinde barındırdığı yenilik ve devrim potansiyelini koruyabilmek için eğitimin muhafazakar olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, çocukların teşkil ettiği yenilik unsurlarını koruması ve onları halihazırda zaten eskimiş bir dünyaya geleceğin yetişkinleri olarak kazandırması gerekmektedir. Ne yazık ki mevcut eğitim sistemi, gerçekleştirilemez olduğu kadar iki yüzlü olan sözde bir tarafsızlık adı altında nihilist, yani hiçbir inancı olmayan, ve sorumsuz bir kuşak
yetiştirmektedir.
Elbette, insanı özgür olmak üzere yetiştirmek ve ona özgür bir birey olarak davranmayı ve düşünmeyi öğretmek çağdaş toplumumuzun kendisine addedebileceği en yüce görev ve idealdir. Ama ne yazık ki bugün sürekli pes ederek şu söylemleri tercih ediyoruz: Özgürlük yolu zor ise, itaatkarlık yolunu deneyelim. Eğitim pahalı ise, cehalet yolunu deneyelim.
29/01/2009, Şefik Birkiye, Binfikir Gazetesi Ocak 2008 köşe yazısı