Sevgili Okurlar, bugünlerde en çok işittiğimiz konu ekonomik kriz. Hangi ülkede hangi toplumdan olursak olalım bazılarımız sadece duymakta bazılarımız ise hem duymakta hem yaşamakta. Ben hem duyan hem de yaşayan biri olarak “ekonomik krizden enaz hasarla nasıl çıkarız?” sorusu
ile ilgili düşüncelerimi bu sayıda sizlerle paylaşmak istiyorum.
Malum, ekonomik çarkın dönme hızı yavaşladıkça bütün sektörler bundan olumsuz etkilenmekte. Bazılarımız iş yerlerinde iş azlığından işten çıkış
almakta, bazılarımız ise işveren konumunda ve düşük tempo ile çalışmaktan verimlilik yani karlılığımız düşmekte. Az kazanıyor ve hiç kazanmıyoruz. Tüketici durumunda olanlar yani alış veriş yapanlar mecburi olarak az tüketmek, ekonomik davranmak zorunda kalıyorlar. Alışveriş yaptığımız mağazalarda, pazarlarda genellikle birbirine yakın kalitedeki ürünler farklı fiyatlarla karşımıza çıkıyor. İyi araştıran bir tüketici olursak, ucuz fiyatta kaliteli ürün alabiliriz. Yani bu dönemde her zamankinden daha fazla araştırıcı, inceleyici davranırsak daha karlı çıkabiliriz. Bazı tüketim ürünleri maliyet aşamasında yüksek maliyette üretildiği için pahalı olabiliyor. Bazıları da satışa sunulan mağazanın özelliklerinden dolayı daha pahalı olabiliyor.
Biz bu kriz dönemlerinde mağazanın özelliklerinden dolayı daha pahalı ürünleri farklı mağazalardan tercih ederek daha ucuza alabiliriz. Örneğin,
toptan fiyatı 3 Euro olan bir ürün 1000 Euro kira ödeyen bir mağazada 4 euro’ya satılırken, aynı ürün 5000 Ero kira ödeyen bir mağazada 5 Euro’ya satılabilir. Mağazanın konumu ve sizin mağaza seçiminiz ekonomik alışveriş yapmak konusunda önem arzediyor. Diğer bir konu ise “fırsatını buldum, çok ucuza aldım” düşüncesi. Bu düşünce de kriz dönemlerinde ekonomik alış verişinizde zararlı olabilir. Çünkü kriz dönemlerinde fiyatlar sürekli düşme eğilimindedir ve bugün 2 Euro’ya aldığını bir ürünü yarın 1 Euro’ya alabilirsiniz. Yani stoklu çok alış veriş yapmak kirz dönemlerinde karlı alışveriş değildir.
Hepinize istikrarlı ve krizsiz günler dilerim.
07/02/2009, M. Kemal Doğan, Binfikir Gazetesi Ocak 2008 köşe yazısı