Son günlerde Carrefour’larda yaşanan gelişmeler kriz konusunu yeniden gündeme taşıdı. Bir çalışan olarak işin içerden nasıl göründüğünü sizlerle paylaşmak isterim. Üstün deneyim (!) sahibi, kabiliyetli yöneticilerden oluşan Carrefour zincirleri her ne hikmetse krizden en az etkilenen yiyecek içecek sektöründe bile zarar etmeyi başardılar. Sorunun çözümünü Belçika genelinde 21 marketi kapatmak ve 1700 civarında çalışanı işten çıkartmakta bulan üstün zekalı Carrefour yöneticileri sorunun Belçika’da mevcut iş gücü maliyetinin yüksek olmasına bağladılar. Eğer grubun faaliyet gösterdeği diğer ülkeleri değerlendirirsek haksız da sayılmazlar. Adamlar karın tokluğuna insan çalıştırmaya alışmışlar bir kere, huylu huyundan vazgeçmiyor. Belçika’da aynı rekabet koşullarıyla faaliyet gösteren diğer marketler neden pazar paylarını arttırıyorlar diye düşünmüyor Carrefour.
Olayın özü şu; Carrefour daha ilk geldiği günden itibaren çalışanlarının kapsayan 312 numaralı toplu iş sözleşmeleri hükmünün değişmesini talep ediyordu. Bu sayede işten çıkarmaları kolaylaştırıp ayrıca yüksek prim ödemelerinden kurtulacak, daha düşük ücretten işçi çalıştırabilecekti. Carrefour’un Belçika’ya ısınamamasının bir diğer sebebi bu ülkede marketlerin aksam 20:00’da kapanması ve Pazar günleri de tamamen kapalı olmasıydı. Bu gerçekten kabul edilemez bir şeydi Carrefour için. İnsanlar 7 gün 24 saat çalışmalıydı onlar için. Sonuçta onlar çok uluslu bir şirketti, daha çok büyümeli, daha çok kazanmalı, dünyadaki bütün marketleri satın almalıydı.
Gelin biraz da market içindeki yönetim politikalarına bakalım. Zarar ediyorum diye ağlaşan üstün zekalı yöneticiler bazı marketlerin içinde büyük değişiklikler yaptılar. Bunlardan birisi de benim çalıştığım market. Bundan yaklaşık iki yıl önce son derece donanımlı işini iyi bilen bir ekip markete geldi. Oldukça yüksek bir maliyetle marketin yapısını değiştirdi. Bu ekip o kadar ustaydıki yapılan değişikliklerden sonra bazı reyonlara tekerlekli sandelyede yaşamını sürdüren bir insan giremiyordu. Ama itiraf etmeliyim bu ekip çok harikaydı, belki iş konusunda değil ama para kazanma konusunda uzmandılar. Carrefour’lu dahi yöneticiler bu ekipten o kadar etkilendiler ki daha bir yıl dolmadan bu ekibi yine çağırıp marketi eski haline çevirmesini istediler. Bunun için yine yüklü bir ödeme yaptıklarını söylemeye gerek yok.
Bu bahsettiğim Carrefour’un yönetim başarılarından sadece bir tanesi. Anlayacağınız kavşaktaki tıkanıklığın tek sorumlusu trafiğin açılması için hiçbir çaba harcamıyor, aracı bir şekilde elden çıkarmaya bakıyor. İçindekiler mi? Umrunda değil.
02/04/2010 Cüneyt Tamoğulları (Binfikir Gazetesi’nin Mart 2010 sayısında yayımlanmıştır.)