Belçika'nın Türkçe gündemi... Belçika'nın
Türkçe
Gündemi! 
Brüksel Hava 
Durumu için tıklayın! Charleroi Hava Durumu 
için tıklayın! Anvers Hava Durumu 
için tıklayın!
Brüksel Charleroi Anvers
Gent Hava Durumu 
için tıklayın! Liege Hava Durumu 
için tıklayın! Genk Hava Durumu 
için tıklayın!
Gent Liege Genk
 
 Yazarlar / Çizerler



















Artık yeter!

29.12.2009


Medya tekerrürden ibaret olsa gerek. Her yıl aynı tarihlerde gazete ve televizyonlarda aynı haberleri okuyup izlemek mümkün. Her Kurban Bayramı’nda kaçıp sokaklarda terör estiren boğaları izlersiniz... Bir defalık göstermeseler, haber yapmasalar olmaz sanki. Her bayram öncesi yardım kuruluşları topladıkları yardım gelirleriyle büyük reklam kampanyaları yaparlar. Kurban bedelleri belirlenir, eğer kampanya Avrupa için yapılacaksa dövize çevirilir, hesap numaraları verilir. Ne hikmetse, kurlar hangi değerlendirmeye göre belirlenir hiç bilinmez ama hiç birinin tutarı bir diğerine uymaz. Hatta meşhur Deniz Feneri Derneği bu yıl Türkiye kesim bedeli ile yurt dışı kesim bedelini ayrı belirlemiş.  Filistin için özel bir belirleme bile yapılmış. Bu belirlemenin Dolar üzerinden yapılması çok garip: Filistin’e Amerikan Parası’yla yardım yapılıyor. Bütün bu çalışmalar ekranda hiçbir insan evladının yüreğinin dayanamayacağı görüntüler eşliğinde sunulur. Bunlardan bazılarının yolsuzlukları adli makamlarca onansa da utanmadan din sömürüsüne ve reklama devam ederler. Televizyonlar bütün bu reklam kampanyalarını desteklemek için tartışma programları düzenler. Sözde din alimleri yani dönemin Şeyh-ül Islam’ları çıkarlar ve insanları bu kampanyalara yönlendirirler, hem de din sömürüsünün yasaklandığı Laik Türkiye Cumhuriyeti’nde yaparlar bunu.  Tabii bu işin bir de toplumsal boyutu var; toplumsal açıdan bugüne kadar sorun olmayan bir sürü konu bu sayede sorun haline getirilmiş olur. Kurban mı kesilsin yoksa para yardımı mı yapılsın konusu son yıllarda ısıtılıp ısıtılıp sunulur (Bu konuda vejeteryan ve hayvan sevenleri ayrı tutuyorum. Sonuç olarak kendilerine göre haklı sebepleri var. Onlar belgeselleri bile korku filmi gibi izliyorlar. Ben belgesel izlerken ekrandaki aslana yalvaran, “ne olur yapma” diyen adamlar biliyorum). Bütün bu curcuna Ramazan için de geçerlidir. Bizim Köy’de yani Belçika’da Ramazan ile ilgili bir radyo programına katılan büyük din alimi “hastaysak oruç tutmalı mıyız?” sorusuna, tıp tarihine girecek açıklamayı yapıyor. “ Hasta olduğunuza dair müslüman, imanlı, namazında, niyazında bir doktordan hasta olduğunuzu onaylatırsanız oruç tutmak zorunda değilsiniz” diyor ve bunun yerine ne yapması gerektiğini anlatıyor. Büyük din adamının yaptığı ayrımcılığı bir yana bırakın anlatılanlar akla ve mantığa sığmıyor. Gittiğiniz doktorun namaz kılıp kılmadığını nasıl bilebilirsiniz? Bir insanın imanlı ya da imansız olduğu kanısına dahası yargısına başka bir insan varabilir mi? Düşünsenize tıbbi açıdan hasta sayılmanız için önce paranoyak olmanız gerekiyor.  Sizi bilmem ama ben bütün bunlardan çok sıkıldım. Diyebileceğim tek söz “Artık yeter!”

 

29/12/2009, Cüneyt Tamoğulları

Binfikir gazetesi Aralık 2009 sayısında yayınlanmıştır

5 / 5 (1 Oylama)


Cüneyt Tamogullari


 



 

Yazar ve Çizerler

© 2004-2007 
OpenWings