Belçika'nın Türkçe gündemi... Belçika'nın
Türkçe
Gündemi! 
Brüksel Hava 
Durumu için tıklayın! Charleroi Hava Durumu 
için tıklayın! Anvers Hava Durumu 
için tıklayın!
Brüksel Charleroi Anvers
Gent Hava Durumu 
için tıklayın! Liege Hava Durumu 
için tıklayın! Genk Hava Durumu 
için tıklayın!
Gent Liege Genk
 
 Yazarlar / Çizerler



















Ters açı

16.03.2009


Keşke olmasaydı diyebileceğimiz günlerden birisi 8 Mart. Eğer kadınlar tarihsel süreçte ezilmeseydi ve bu süreç günümüzde farklı açılımlar kazanıp büyümeseydi, böyle bir günden söz etmeyecektik. Ancak yaşadığımız günlerde özellikle Türk toplumunda kadınlar, istisna durumlar dışında sosyal yaşamın içinde yarı kapalı cezaevi modelinde bir yaşam sürüyorlar. Genel bir yargılama yapmak değil amacım sadece gözlemlerimi aktarmak. Yaklaşık iki senedir emek verdiğim Binfikir sayesinde burada yaşayan Türk toplumuyla yakınlaşma şansı buldum. Birçok açılışa, davete, konsere katılma şansım oldu. Bunlardan bir kaçına eşimle birlikte katıldım. Bu davetlerde eşimin sorduğu bir soru gözümden kaçan bir gerçeği açıkça sorguluyordu. “Bu adamların eşleri nerede?” Bu sorunun cevabını açıkçası bilemiyorum.
Belçika’daki Türk iş
adamlarının düzenlediği bir yemekte salondaki kadın sayısı 10’u geçmemişti. Buna benzer bir çok faaliyette politikacıları, dernek başkanlarını defalarca görmeme rağmen eşlerinin hiçbir zaman yanlarında olmaması oldukça garip bir durum. Avrupa’da seçme ve seçilme hakkını en önce elde eden bir toplumda kadınların sosyal hayata katılmamaları ya da sadece kadınlar arası bir oluşumla katılmaları anlaşılır cinsten değil. Merak ettiğim konu kadınların bu durumdan şikayetçi olup olmadığı. Bir çok oluşumun kadın kolunun olması da anlayabildiğim bir durum değil. Kadınlara ayrı bir platform kurulmuş, “siz de burda takılın” denmiş gibi geliyor bana. Anlatmak istediğim, kadınlarımız sorunlarını ya da düşünsel ürünlerini oluşumların genel yapısında değil de sadece kadınlar arasında dile getirebiliyor. Bir tür haremlik selamlık mantığı. Bu bağlamda 8 Mart kutlamaları, 23 Nisan model alınarak yapılabilir. Çünkü kadınlarda tıpkı çocuklar gibi yılın bir günü aklımıza geliyor. Mesela her yıl 8 Mart günü, erkekler ve kadınlar rollerini değiştirsin. Kahvehaneler sadece kadınlara açık olsun ve erkek servisçiler hizmet etsin. Kadınlar dilediklerince içsinler, kağıt oynasınlar, küfür edip servisçi erkekleri taciz etsinler. Hatta biraz

daha ileri gidelim. Kadınlardan bazıları çapkınlık yapsın gecenin bir yarısı eve gelsinler. Dernekler bir günlüğüne olsa da kurumsal yapılarını değiştirsin kadınları etkin duruma getirip erkekler için ikinci sınıf oluşumlarla erkek kolu diye bir sınıflandırma yapsın. Bütün bu kurguyu sadece düşünmek bile inanılmaz can sıkıcı ve sinir bozucu ama bütün bir yıl biz erkeklerin genelde yaptığı bu, hatta dahası da var eşlerini döven onları hakaretlerle aşağılayanların sayısı

hiç de az değil. Kısacası 8 Mart’ı sanırım empati yaparak geçirmek biz erkekler için yapılacak en mantıklı iş.

 

16/03/2009, Cüneyt Tamoğulları, Binfikir Gazetesi Mart 2009 köşe yazısı

5 / 5 (2 Oylama)


Cüneyt Tamogullari


 



 

Yazar ve Çizerler

© 2004-2007 
OpenWings