Yaşadığımız bol krizli günlerde gerçekleşen sanatsal faliyetler biraz olsun pencereleri aralayıp hava almamızı sağlıyor.
---
Bir yandan şiddet haberleri bir yandan da sanatsal faliyetlerle dolu günler yaşıyoruz. Bütün dünyayı ayağa kaldıran İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarla başlayan 2009, bir çocuk bakımevinde gerçekleşen bir bakıcı ve iki bebeğin yaşamlarını yitirdiği katliamla Belçika gündemine oturdu. Son olarak Liege’de bir okulun basılıp talan edilmesi yaşadığımız dönemin ne kadar vahim olduğunu açıkça ortaya koydu. Şiddete yönelen toplumun sorunları
eminim yetkili makamlar tarafından bu günlerde tartışılıyordur. Şiddetin önüne geçmenin en iyi yolu şiddetle sanata sarılmak diyelim ve Belçika’da gerçekleşen ve gerçekleşecek sanatsal faliyetlere bir bakış atalım. İstanbul Ekspres Festivali’yle hız kazanan faliyetler, 0090 Sanat Festivali ile bugünlerde devam ediyor.
Geleneksel sanatlardan güncel sanatlara yolculuğa çıktığımız şu günlerde biraz olsun yaşadığımız sıkıntılı
anlardan kurtulma şansını yakalıyoruz. Özellikle müzik konusunda çarpıcı işlere imza atan De Centrale İstanbul
Ekspres Festivali’nde hazırladığı programla geniş kitlelere seslendi. Festivale damgasını vuran Feryal Öney, güçlü sesiyle çıkardığı Anadolu yolculuğunda sanatseverleri büyüledi. Serkan Çağrı ve Ayben gibi gündemde olan iyi müzisyenlerin Belçika’da sevenleriyle buluşturulması oldukça başarılı bir çalışma olarak festival tarihinde yerini aldı.
Devam etmekte olan 0090 Sanat Festivali ise özellikle programlarında yer alan tiyatro oyunlarıyla ilgi çekiyor. Festivalin açılış programında yer alan Şahika Tekand’ın özgün senaryosu olan “Karanlık Korkusu” yine sanatçının yönetmenliğini yapıp oyuncu olarak da katıldığı çok güçlü bir oyun. Ses, hareket ve ışığın olağanüstü kullanıldığı
“Karanlık Korkusu” sadece sanatın sınırlarını zorlamakla kalmıyor izleyiciyi de zorlayan ve algılamayı üst seviyeye çıkaran bir yapıt. Farklı monologları tek bir anlamla ifade eden Studio Oyuncuları durağan gibi görünen oyuna akıl almaz bir akıcılık ve hareket getiriyor. Mehmet Ali Alabora’nın sahne aldığı “Muhabir” isimli tek kişilik oyun ise salonu dolduran sanat severlerden tam not almayı başardı. Alabora gösterisinde kendi hayatından kesitler
sunarken yaşadığımız günlere yine kendi üzerinden eleştiriler yapıyor. Özellikle iyi bir medya eleştirisi olarak hafızalarda kalan oyun, cesur ve sıcak anlatımıyla dikkat çekerken Alabora’nın kendi hayatını da sorgulaması oyuna farklılık kazandırıyor.
Kısaca toparlamak gerekirse yaşadığımız bol krizli günlerde gerçekleşen sanatsal faliyetler biraz olsun pencereleri aralayıp hava almamızı sağlıyor.
26/02/2009, Cüneyt Tamoğulları, Binfikir Gazetesi Şubat 2008 köşe yazısı