Protestocu arkadaşlar koyunlara gösterdikleri duyarlılığı Noel’de hindiler için gösterecekler mi merak ediyorum doğrusu.
---
Genelde bu tür seri yaklaşımlar filmlerde olur. Rambo 1, 2, 3, Vizontele, Vizontele Tuba, Gora, Arog diye devam niteliği taşıyan seri filmler,
ilgi devam ettikçe sürer gider. Benim yazım ise biraz farklı, beğenilip beğenilmemesinden çok ırkçı partinin söylemlerini, el ilanlarıyla uygulamaya çalıştığı kışkırtmanın ürünü. Onlar vazgeçmedikçe bu böyle sürecek gibi.
Geçirmiş olduğumuz Kurban Bayramı’nda ırkçı parti Vlaams Belang yine iş başındaydı. Parti mensupları başta Dewinter “Siz de banyoda koyun kurban ediyor musunuz?” yazılı ilanlar bastırıp dağıttılar. Hayvan kesmeye karşı olabilirsiniz, hatta protesto da edebilirsiniz. Gerçi o protestocu arkadaşlar koyunlara gösterdikleri duyarlılığı Noel’de hindiler için gösterecekler mi merak ediyorum doğrusu. Hayvanseverler mi yoksa koyunseverler mi hep beraber göreceğiz.
Konuya dönecek olursak balık baştan kokarmış derler ya bu ırkçılar da aynen öyle. Sağlıklı bir beyin, aklı başında hiçbir insanın banyoda hayvan keseceğini kestiremez. Bu sloganları bulan şahıs sanırım böyle bir şeyin mümkün olacağını düşünmüş olacak ki, boncuk bulmuş misali işe koyulmuş. Aslında pek de şaşırmıyorum; insanları hiç acımadan sırf farklılıklarından dolayı acımasızca işkence edip yakan ırkçı beyinlerden bu tür sakat fikirlerin çıkması doğal.
Bütün bu sakatlık devam ederken ırkçı partiye iki güzel cevap geldi. Bunlardan ilki Flaman Yeşiller Partisi Federal Milletvekili Meyrem Almacı’nın ırkçı
partiyi Eşit Haklar ve Irkçılıkla Mücadele Merkezi’ne şikayet etmesiydi. Almacı şikayetini duygulardan arınmış, siyaset biliminin gerektirdiği bir dille yaptı. Gereksiz oy kaygısı içeren bir açıklama yerine yurttaşlık haklarını ve dinsel inanışlara saygıyı hatırlattı Dewinter’e. Bu tür bir açıklama ve şikayet ırkçıların ekmeğine yağ sürmez, aksine kamu vicdanında haksız olduklarını belgeler nitelikteydi. Belki Almacı’yı farklı kılan da bu. Belki yakın çevresinin kişisel işlerini de halletmiyordur. Şu kadar kişiye iş buldum diye hava da atmıyordur (istihdam yaratıp Türk gençlerine iş olanağı sağlayanları kastetmiyorum, çünkü göçmen gençler eşit şartlarda işe alınmıyorlar). Açıkça söylemem gerekirse en yetkili yerde birilerinin beni ve düşüncelerimi temsil etmesi güzel bir duygu. Vlaams Belang’a verilen ikinci cevap bu kadar doğrudan olmasa bile cidden anlamlıydı.
Genk bölgesinde faaliyet gösteren Genk Türk Dernekler Birliği, yapmış olduğu faaliyetle Kurban Bayramı olgusunun sadece kurban değil, bir bayram olduğunu sanırım bir kez daha hatırlattı. Hem de bayramı gettodan çıkartıp ulusallaştırarak yaptı bunu.
Benim seri yazım burada sona eriyor. Birileri nasılsa benim adıma, çok daha etkili bir şekilde çıkıp cevabı yapıştırıyor. Bana da noktayı koymak düşüyor.
10/01/2009, Cüneyt Tamoğulları, Binfikir Gazetesi Aralık 2008 köşe yazısı