Daha doğduğumuz anda başlar seçmediğimiz hayatımız. Doğum ve bebeklik dönemine ait beynimizde
hiç kayıt olmaması bu açıdan iyidir. En güvenli ortamdan en tehlikeli ortama geçişte bu şoku kaldırmamız
zor olabilirdi. Hafıza kartlarımız ana kartı tanımaya başladıkça duruma alışmaya başlarız, sonra
belli bir dönem bütün dünyayı kendi penceremizden izler ve tanımlarız.
Çevremizin dışında bir başka çevrenin olabileceğini düşünmediğimiz ön çocukluğumuz bittiğinde okul denen kabus
başlar. Öğretme sorumluluğundan çok öğrendiklerini sorgulatırlar adama. Bu döneme kadar olan ömür yolculuğunun
neredeyse tamamı istemimiz dışında gelişir.
Açılan yeni dönemle birlikte çoktan seçmeli kabuslar yaşarız. Bu kez seçme şansımız vardır; ne seçeceğimizin
farkında olmadığımız gençlik yıllarımızda. Nerede doğduğumuz nerede yaşayacağımız bize sorulmaz. Bir Japon
ya da Afgan, Brezilyalı, Rus veya Türk olmak bize bağlı seçimler değildir aslında. Hatta bir ömür çağrıldığımız ismimizi
bile biz seçmeyiz. Okul yıllarında durum iyice çığrından çıkar ve fişlenmiş koyun misali numaralarla çağrılırız.
Dahası bazı çobanlığa soyunmuş öğretmenler size sadece numaralarınızla hitabeder. İsim ve kişilik kısmını dikkate almazlar.
Lise yıllarında kimya dersinde böyle bir öğretmenim vardı. Numaramı haykırdığında bazen bilerek tepki vermezdim ama yanımdaki koyunlar “seni çağırıyor, 7129 sen değil miydin” gibi hareketlenmelerle beni ele verirdi. Hoca “evladım uyuyor musun” dediğinde, hep, asıl uyuyan sensin demek istemişimdir.
Ancak bu isteğim, istek olmanın dışına çıkmamıştır. Kimliklerimizin, farklılıklarımızın bir çoğunu seçmediğimiz halde sahipleniriz. Hatta uğruna savaşabilir, birilerini öldürebiliriz. Karşımızdakinin biz olabileceği ihtimali hiç aklımıza gelmez. Mevlana, Yunus Emre, Pir Sultan, Hacı Bektaş-ı Veli gibi büyük Anadolu düşünürleri ömürlerini bunu anlamaya ve anlatmaya adamışlar. Biz payımıza düşeni alabilmiş miyiz bu tartışılır. Acaba sevebildik mi yaradılanı yaradandan ötürü?
09/11/2008, Cüneyt Tamoğulları, Binfikir Gazetesi Ekim 2008 sayısında yayınlanan köşe yazısı