Bir neslin bir sonraki nesle canını armağan etmesi ne onurlu bir davranıştır. Çanakkale bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti’nin ve misak-ı milliye hareketinin temelinde yatan ana kaynaktır. O topraklarda canlarını veren onbeş onaltı yaşındaki genç vatanseverler bugün belli emellerin propagandası olmuştur. Etnik köken gözetmeksizin tek bir amaçta birleşen bir neslin kahramanlığı, yaşadığımız günlerdeki terör sorunuyla eş görülmektedir. Peki sorarım sizlere 18 Mart mirası doğru algılansaydı bugün böylesi bir sorun yaşar mıydık ve gencecik insanlarımızı, bazı insanların kişisel amaçları için bile bile ölüme gönderir miydik. Bırakın canını feda etmeyi, bizler bir sonraki nesile kin ve nefretten başka ne bırakıyoruz. Hepimiz günümüzü yaşıyoruz, yarını düşünen de yok aslında. Kemalistim demekten utanan, korkak sahte Atatürkçüler, Arap ve Amerikan emparyelizmini Türk (Anadolu) örfü sayanlar, İslamist Terör kavramını tanıyan İslamistler (sözde müslüman geçinip Ortadoğudaki soykırıma seyirci kalanlar, keşke rahmetli Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde CNN televizyonunda İngiliz gazeteceinin islamist terör diye başlayan sorusuna “müslümandan terörist, teröristten de müslüman olmaz” diye kestirip attığı yanıtından bir ders çıkarsalar) nasıl Çanakkale mirasından bahsedebilir.
Uzun lafın kısası
Ey Çanakkale Kahramanları; Bıraktığınız mirasın önünde saygıyla eğilmeye bile yüzüm yok, bizi affedin. Umarım bizde tıpkı sizler gibi sevmeyi, daha doğrusu ilahi aşkı birgün öğreniriz.
18/03/2008, Cüneyt Tamoğulları