Türkler İslam Dini’ni kabul ettikten sonra eski dinleri olan Şamanizm’deki adetlerini yeni dinleri olan İslam’a uyarlamıştır. Bu adetlerden bir tanesi de ölen kişinin ardından üçü, yedisi, kırkı, elli ikisi, yılı şeklinde gerçekleştirilen uygulamalardır. Türk Tarihi’ne bakıldığı zaman aslında bütün bu uygulamalar Şamanizm’de uygulanan cenaze adetlerinden başkası değildir. Bu adetler sadece ölümlerde değil doğumlarda da karşımıza çıkıyor. Bu gün bazı ailelerin bebeğin doğumundan sonra üçüncü gece yaptıkları biliniyor. Yine bebeklerin kırklanması bu günlere kadar gelen adetlerimizdendir. Doğumları başka bir yazıya bırakıp Orta Asya Türklerinden Anadolu’ya kadar gelmiş olan ölü kurbanı adetini ve bunun yanında bazı Türk adetlerini bu ayki yazımda sizlerle paylaşmak istedim. Eskiden yeni ölen kişinin mezarı başında üç gün ateş yakılırmış, Bunu yapmalarında iki temel sebep var: birtanesi manevi açıdan ruhlarını arındırmak bir öteki ise sırtlan ve çakal gibi ateşten korkan yırtıcı hayvanların cenazeyi topraktan çıkartıp yememesi içindir. Balıkesir Cepnilerinin yakın zamana kadar bu adeti uyguladığı söylenir. Şamanizm’de bir obanın (Oğuz dilinde kullanılan « oba » kelimesi kabile anlamına gelir) büyüğü olan babalardan veya dedelerden birisi öldüğünde onun adına yedi yıl süresince yılda bir defa ölü kurbanı adı altında kurban kesilirmiş. Oba’da yaşayan kadınlar yedi yıl boyunca ölünün yasını tutarlarmış. Ölen kişinin yakınları olan anası, bacısı, karısı, kızları yas tutarak yedi yıl ellerine kına yakmazlar, düğüne, toya (« toy » kelimesi eski Türkçe de çeşitli yemeklerin yapıldığı düğün, nişan gibi tüm eğlencerin ortak adıdır, bu şenliklerin yapıldığı alanlara ise toylak denirdi) gitmezlermiş. Yakın zamana kadar Emirdağ’da ölen evin büyüğü dedenin, babanın ardından, yedi yıl kurban kesen aileler vardı. Kurban Bayramı’nın arifesinde yani bayramdan bir gün önce gelen arife günü, ikindi namazı sonrası mezar ziyareti yapılır, ziyaret sonrası ölü kurbanı kesilir, yedi eve dağıtılırdı. Avrupa’ya göç sonrası geldiğimiz Belçika’da herhangi bir kişinin ölü kurbanı kestiklerini duymadım acaba bu geleneğimiz de kaybolan adetlerimizin arasına katıldı mı?
21/10/2009, Fakı Edeer
Binfikir gazetesi Ekim 2009 sayısından alınmıştır