Bizim mutfağımızı derinlemesine tanıtmak ve buraya getirmek çok kolay değil. İki yıl kadar zaman ister ve bunu işletmelerin maddi açıdan kaldırması çok zor. Devlet desteği gerekli. Örneğin İtalyanların bütün yurt dışı reklam harcamalarını devlet karşılıyor.
---
Bu yıl Kasım ayında Leuven şehrinde düzenlenecek olan Flaman Lezzet Haftası’nın misafir ülkesi Türkiye olacak. Bu güzel bir gelişme. Türk mutfağı gerçek manada tanıtılma imkanı bulacak. Belçikalılar bizim mutfağımızı derinlemesine tanımıyor. Tabi ki Türk mutfağı sadece pide ve dönerden ibaret değil. Ancak asıl mutfağımızı Belçikalıya tanıtmak için biraz sabır gerekiyor. Hiçbir Türk de 2 yıl kar edemeden dayanamaz. Bu durumda Türk devletinin Avrupa’da mutfağımızın daha iyi tanıtması için maddi destek sağlaması ve bir standardizasyona gitmesi gerekir. Belli bir kalitenin tutturulabilmesi için bazı ilkeler ve denetim şart!
Biz Emirdağ’da babamızın yanında fırıncılık yapıyorduk. Kardeşim Metin Belçika’nın ilk pidecisini Metin Pide olarak Brüksel’de açtı. Bizim pide şimdi diğer Avrupa ülkelerinde “Belçika pidesi” olarak biliniyor. Bunun kökeni benim babamdan geliyor. Bütün bu sistemi Belçika’ya uygulayan ilk olarak benim. Emirdağ’da yapılan pideleri olduğu gibi uyarladık ama tabi çeşitliliği arttırdık. 50’ye yakın pide çeşidimiz var. Bu sayı daha da arttırılabilir. (Karidesi Emirdağ’ da kim yer?) İlk pideciyi 1985’de Brüksel’de biz açtık. 1991 yılında da ben Gent’te Fakı Pide’yi açtım.
Türk mutfağı kebap demek değil ama bizim mutfağımızı derinlemesine tanıtmak ve buraya getirmek çok kolay değil. İki yıl kadar zaman ister ve bunu işletmelerin maddi açıdan kaldırması çok zor. Devlet desteği gerekli. Örneğin İtalyanların bütün yurt dışı reklam harcamalarını devlet karşılıyor.
Biz ise burada kendi çabalarımızla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Gerekli destek sağlanırsa Türk Mutfağı’nın kralını yaparız. İtalyanlar pizzaya standart getirdi.
Biz de böyle bir şey söz konusu değil. Benimle Belçikalı bir gazeteci röportaj yaptı. İlginç bir sorusu vardı “Pizzayı İtalyanlar mı sizden aldı yoksa siz mi İtalyanlardan aldınız” diye. Pizza’nın Marco Polo tarafından İtalya’ya getirildiğini anlattım, adam şaşırdı. Bunun üzerine lokma örneğini verdim. Lokma da pizza gibi Türklerden Marco Polo aracılığıyla İtalyan Kültürüne geçmiş bir tatdır. Her Türk evinin bir ayrı lezzeti vardır. Her ev ayrı ayrı
kendi ruhunu mutfağına yansıtmıştır. Şu an bu konuda bir kitap yazıyorum. İlk olarak ekmeklerle başladım. Kıtlık zamanında ne tür ekmekler yendiğini yazdım. Sırada yemeklerimiz var. Eğer Türk Mutfağı’nı tanıtmak istiyorsak el ele verip bu tür yazılı, kalıcı kaynaklar hazırlamamız
gerekmektedir.
09/02/2009, Fakı Edeer, Binfikir Gazetesi Ocak 2008 köşe yazısı