Belçika'nın Türkçe gündemi... Belçika'nın
Türkçe
Gündemi! 
Brüksel Hava 
Durumu için tıklayın! Charleroi Hava Durumu 
için tıklayın! Anvers Hava Durumu 
için tıklayın!
Brüksel Charleroi Anvers
Gent Hava Durumu 
için tıklayın! Liege Hava Durumu 
için tıklayın! Genk Hava Durumu 
için tıklayın!
Gent Liege Genk
 
 Yazarlar / Çizerler



















MEÇHUL YAŞAMLAR/KAYBOLAN ADETLERİMİZ

31.10.2008


Meçhul yaşamlar

1960’lı yılların başındaydı. Dere kenarındaki evimiz gayri ihtiyari okul sonrası oyun alanımızdı. Bir mayıs ayı idi. Kar suları ile çoğalan su, taşlara çarparak sanki oynamak için bizi çağırıyordu. Yakın komşumuz Edelerden Kırma Veli’nin Ali'yi çağırırdım. Ali'yle iki gün önce kavga etmiştik. Ama çocukluk işte, kin kibir yok, geri barışmıştık.

Oynamaya başladık, birkaç arkadaş daha geldi. Oyun kurduk, oyun esnasında ben Ali'yi azarladım. Bir zaman geçti; ben eğildim, birşeylerle uğraşıyordum. Ali arkamdan kulağımın üstüne öyle bir tokat vurdu ki, neye uğradığımı şaşırdım. Ali kaçmaya başladı, ben arkasından koştum.

Ali evdeki anasına öyle bir bağırdı ki;

-Anaaaaa yetiş, diye...

Kadıncağız bir şey oldu diye evden dışarı bir telaş içinde çıktı. Ayağı kapı eşiğine takıldı, düşeyazdı. Zavallının gözleri şaşıydı, bi tuhaf oldu. Kapıya

iki elini dayadı. Ali kolunun altından eve kaçtı. Kadın beni eve sokmadı. Ben Ali'ye, anasına küfürler yağdırmaya başladım. Demek ki sinirle aşağılayıcı

şeyler de söylemiş olacağım ki... Kadıncağız yanıma geldi, ellerimi tuttu.

- Çocuksunuz, döğüşür de barışırsınız da. Yalnız bizi aşağılama. Gücümüze gider. Allah hepimizin ağzını bir yağlıkla (mendil) silmiş. Allah katında

kul ayrımı yoğumuş, siz de yapmayın, dedi. Beni teskin etti. Bu sözler beni çok etkiledi, o gün çocuk ruhumdan insan ayrımını sildi.

Hayatım boyunca bir insanın kalbini kırmamaya çok dikkat ederim.

 

Kaybolan adetlerimiz

Eskiden bir evin büyüğü dede, baba, amca gibi bireyler öldügünde, aile 7 yıl yas çekerdi. Kadınlar, 7 yıl ellerine kına yakmazdı, düğüne gitmezdi. Her kurban bayramının arifesinde ölü kurbanı diye kurban kesilirdi. Mahallede veya köyde düğün olacaksa, düğün yapacak aile gelir, Kur’an okutup cenaze evinden müsaade alırdı.

 

Emirdağ’da kapı çalma adâbı (kuralı)

Benim çocukluğumda bizim mahalleye “Bosnayi-Cedit”, yeni ismiyle “Yeni mahalle” denirdi. Eski nüfus cüzdanımızda da öyle yazardı. İlk önce Boşnaklar mahalleye yerleştikleri için ismi sanırım öyle konmuş. Üç-dört evin büyük kapısı vardı. Biz o kapılara “bordo kapı” derdik. Ekseri zengin evleriydi, üzerlerinde bir halka tokmak veya el şeklinde tunç tokmak vardı. Bunlar büyük olanlardı. Bir de küçük tokmak vardı, el şeklindeydi. Büyük tokmağı erkekler çalardı, tokmağın sesinden erkeğin çaldığı bilinirdi. Kapıyı erkek açardı. Evde erkek yoksa erkek çocuk veya kız çocuğu açardı. Küçük tokmak çalınırsa kapıya mutlaka kadın misafir, veya kadın dilenci gelmiştir. Dolayısıyla kapıyı da kadınlar açardı. Biz de çocukluk işte muziplik olsun diye ikisini de çalardık. Büyüklerim duyunca fena kızardı. Diğer kapılar sıradandı. Açılınca bazen çan takarlardı.

Kapılar gündüz kitlenmezdi, gece kitlenirdi. Kapı çalmanın bir kuralı vardı;

kapı çalınır, kapı çalan beş adım geriye gider. Kapı tarafına bakmaz, kapıyı çalan erkek, açan ise kadınsa, kadın kapıyı yarım aralar ordan konuşur.

İkisi de erkekse zaten problem olmazdı.

Cuma günleri esnaflar, Cuma saatinde nasibimiz açık olsun diye dükkanlarının kapısını kapatmazlardı. Sadece sandalye koyarlardı, hırsızlık olmazdı.

Bu adet âhi geleneklerdendir. Şimdi ise hırsızlara kilitler de dayanmıyor...

 

31/10/2008, Fakı Edeer, Binfikir Gazetesi Ekim 2008 sayısında yayınlanan köşe yazısı

4.5 / 5 (5 Oylama)


Faki Edeer


 



 

Yazar ve Çizerler

© 2004-2007 
OpenWings