Koca bir yılı daha geride bıraktık. Yeni umutlar ve beklentilerle 2010’ a adım atarken geçtiğimiz yıl önemli gelişmeler hem küresel bazda hem de ülkesel olarak hayatımızın akışını değiştirdi.
2009 deyince hemen herkesin aklına ekonomik kriz geliyor. ABD’de başlayan ve ardından Avrupa’ya da yayılan ekonomik kriz Belçika’da binlerce kişinin işsiz kalmasına neden oldu. Her ne kadar krizden çıkış sürecine girildiği söylense de insanlardaki endişeli bekleyiş 2010’da da süreceğe benziyor.
Yine hem dünyayı hem de Belçika’yı etkileyen Domuz Gribi ya da diğer adıyla Meksika Gribi tüm insanlığa korkulu günler yaşattı . Doktorlar bu gribin de diğer grip türlerinden çok farklı olmadığını, ancak risk taşıyan gruplarda ölüme sebebiyet verdiğini söyleseler de hep birlikte korkmaya devam ediyoruz.
Özellikle Belçika’da yaşayan sığınmacıların uzun süredir beklediği genel bir düzenleme 2009 yılı içinde kaçaklara bu ülkedeki geleceklerini belirleme şansı verdi. Ülkede oturum kağıdı bulunmayan ve sayıları yüzbinleri bulan kaçaklar bu kararla bir soluk almışlardı ki genelge iptal edilince tekrar endişeli günler yaşandı ancak Göç Bakanı’nın kişisel yetkileri ile dosyalarda karar alabilmesi durumu tekrar düzeltti.
Ülke genelinde yapılan Bölgesel ve Avrupa Parlamentosu seçimleri sonrası 7 Türk kökenli siyasetçimiz Bölge Parlamentolarına milletvekili olarak girdi. 2004 yılından beri takip ettiğim Belçika’daki Türk kökenli siyasetçi ve seçmenin oy verme eğilimlerinin genel olarak statükoyu korumakla birlikte ufak kıpırdanmalarla olumlu bir yöne doğru ilerlediğini düşünüyorum. Her seçimde sadece Türk diye aday gösterilen politikacıların yanında yaptığı işi bilen, öğrenmeye açık yeni siyasetçilerle de karşılaşıyoruz. Seçmen de yine hala hemşericilik mantığıyla oy vermeye devam etse de iş yapan ile yapmayanı ayırt etmeye başlıyor. Tabii bazen bu iş sadece kişisel işler olsa da!
Geçtiğimiz yılın önemli konularından biri de okul ve Belediye gişelerinde başörtüsü yasağı oldu. Müslüman, Hristiyan ya da Musevi farketmez yaşadığı ülkeyle ilgili herkesi etkileyen bir konu olan başörtüsü yasağı yine Türk toplumu olarak çok geç tepki verdiğimiz bir konu oldu. Başörtüsü takan Müslüman genç kızlarını direkt etkileyen böyle bir olayda dahi sivil toplum örgütlerimiz tepki vermekte gecikti.
2009 yılında Belçika’da yaşayan Türk toplumu olarak yine bedenimiz burda ruhumuz Türkiye’de yaşadık. Türkiye’deki gelişmeler buradaki hayatımızı Belçika’daki gelişmelerden daha çok etkiledi. Bazen belki de Türkiye’de yaşayan bir vatandaştan daha çok bizi etkiledi. 2010’da ülkemizi unutmadan Belçika’yla daha da bütünleştiğimiz bir yıl dilerim.
12/01/2010, Serpil Aygün, Binfikir Gazetesi Ocak 2010 sayısı köşe yazısı