Flaman Bölgesi’nin her yıl düzenlediği “Lezzet Haftası”nda bu sene konuk ülke Türkiye’ydi. 12 Kasım’da başlayan ve 10 gün süren Lezzet Haftası boyunca Türkiye ve dünyadan ünlü aşçılar buluştu, Türk yemekleri ve çeşitli kültürel etkinlikler sergilendi. Leuven şehrinin Lezzet Başkenti olduğu Lezzet Haftası’nı, Flaman Kültürel Miras Derneği FARO, Flaman Hükümeti ve T.C. Brüksel Büyükelçiliği desteğiyle düzenledi. Aşçı Felix Alen’in himayesindeki etkinlik, 900’den fazla katılımcı kişi ve dernek sayesinde binbir farklı lezzeti biraraya getirdi.
Konuk ülke Türkiye’nin yanı sıra Flaman mutfak kültürünün bilinmeyen yanlarını tanıtmayı amaçlayan lezzet haftasında mahalle şenlikleri, Türk aşçılarla yemek atölyeleri, eski dönemlerde yemek hakkında söyleşiler, farklı lezzetlerin denendiği sağlıklı yemek gezileri gibi çok yönlü faaliyetler yapıldı. Farklı tadların sunulduğu haftaya Gaziantep mutfağı damgasını vurdu.
Belçika Türk Dernekler Birliği-Turkse Unie hafta çerçevesinde Türk yemekleri fotolarının bulunduğu pullar bastırdı. Genk’te altın kebap ödülleri verildi. Hafta kapsamında verilen “Çeşitlilik Ödülleri” de sahiplerini buldu. UETD’nin Leuven Rus Okulu ile düzenlediği “Belgelerle Türk-Rus ilişkileri”; Türk Dernekler Birliği’nin (UTV) ortak olduğu “Reizend Brood” ve “Het smakenparadijs Turkije”; Schaerbeek’teki Sint-Lukas Okulu’nun düzenlediği “En uzun dürüm”; Genk’teki Türk derneklerinin hazırladığı “En uzun masa”; Aalst’taki Türk derneklrinin projesi “Aalst proeft Turkije”; Gent’teki Türk lokantalarının ortak olduğu “Veggie in de Sleepstraat”; ve Diest’teki Türk derneklerinin işbirliğiyle yapılan “Hoşgeldin” projeleri, ödüle layık görüldü.
Brüksel, Genk, Gent, Anvers, Beringen, Heusden Zolder v.b. Türklerin yoğun olduğu yerleşim birimlerindeki Türkler ellerinden geleni yapıp haftanın başarılı geçmesi için çaba harcadılar. Zaten T.C. Brüksel Büyükelçisi Murat Ersavcı, haftanın açılışında, toplumlar arası iletişimi geliştirmek açısından mutfak kültürünün iyi bir araç olacağını belirtmişti.Toplumların ve mutfaklarının birbirini etkilemesinin en iyi şekilde sergilendiği etkinlik ise “Kebap met Mayonaise” sergisi ve kitabı oldu. Beringen kütüphanesi, Türklerin Belçika’da kültürlerini harmanlayarak yarattıkları mayonezli döner hakkında bir kitap ve fotoğraf sergisi düzenledi. Araştımacı Veronique Bruninx, sergi dahilinde bir konuşma yaparak bu yeni yemek kültürünün nasıl geliştiğini anlattı.
Evet toplumlar arası iletişimi geliştirmek açısından mutfak kültürünün iyi bir araç olduğu doğru. Ancak bu biraz da mutfak kültürümüzü nasıl tanıttığımıza bağlı. Geçen sayı speakers corner’da söyleştiğimiz Brüksel’in restoran sahipleri Türk mutfağını tanıtacak aşçı olmadığını anlatmışlardı. Ne yazık, Brüksel’de bu kadar zengin bir mutfağı tanıtacak bilgi, deneyim ve disipline sahip aşçılarımızın olmaması!