Devlet Reformları konusu bu ülkenin önemli sorunlarından biri. Belçika’nın içerde Hükümet krizine dışarda ise prestij sarsılmasına neden olan bu çetrefilli konu, Belçika’da yaşayan yabancı kökenli Belçikalıları, diğer bir ifade ile Yeni Belçikalıları ne kadar ilgilendiriyordu? Avrupalı Türk Demokratlar Birliği Brüksel Şubesi yöneticileri, çok ilgilendirdiği kanatindeydiler ve Yeni Belçikalıların konuya yaklaşımlarını vermek, seslerini duyurmak amacıyla Federal Parlamento binasında bir açık oturum düzenlediler.
İki bölümden oluşan toplantının ilk bölümünde Anvers Üniversitesi (UA) Politologlarından Dave Sinardet ve Brüksel Serbest Ünivesitesi (ULB) Politologlarından Régis Dandoy’un sunduğu Belçika’nın Üniter Devlet’ten Federal Devlet’e geçiş süreci ve istatistiksel bilgiler son derece ilginçti. Belçikalı vatandaşın hiçbir şekilde devlet reformu istememesine
rağmen Flaman siyasi partilerinin sürekli bir reform talebi olduğu ortaya çıktı örneğin. Hatta Frankofon siyasi partilerinin bu konudaki statükocu tavırlarının tarihten geldiği bilgisine ulaştık.
Toplantının asıl ilginç tarafı ise ikinci bölümde konuşmacı olarak bulunan Türk, Faslı, Latin Amerikalı ve siyahi toplumlardan olmak üzere 8 farklı dernek temsilcinin ‘Yeni Belçikalılar’ olarak UETD tarafından duyurulmaya çalışılan sesiydi. Yeni Belçikalılar devlet reformları ile ancak ve ancak ayrımcılık, eşitsizlik, eşit haklar gibi yabancıları etkileyebilecek konularda yaratacağı olumlu ya da olumsuz etkiler söz konusu olduğunda ilgileniyorlardı. Kendi derneklerinde dernek üyeleri ile devlet reformlarını hiç tartışmamış olan bu grup bana göre yaman bir çelişki içindeydi.
Belçika’da yaşayan yabancı kökenli Belçikalılar olarak hem her fırsatta “ben de bu ülkenin vatandaşıyım, benim görüşlerim de bir Belçikalı kadar önemli” diyeceksin, ama ülkeyi aylarca sarsan bir konuyla sadece yabancı olarak seni etkileyen boyutu ile ilgileneceksin. Yani hem “bu ülkeye aitim” deyip, hem de bu ülkenin en önemli konularını tartışmaya gelince “ ben yabancıyım, beni yabancı olarak ne kadar etkiler ona bakarım” diyeceksin. Bence burada bir
yanlış var. Evet, kabul ediyorum; yabancı kökenliler olarak bir Belçikalı’dan farklı sorunlar yaşıyoruz ve herhangi bir siyasi, ekonomik, toplumsal olay bizi yabancı olduğumuzdan dolayı farklı etkiliyor.
Ancak bizler kendimizi sürekli yabancı olarak sunar, ülke gündemine yabancı oluşumuzla yaklaşırsak, herkesin gözünde, her yerde ve her zaman “yabancı” kalırız. Tabii biz kendimizi yabancılıktan kurtardığımızda, buranın yerli halkı da hemen bizi yabancılıktan kurtarmayacak. Yine önyargılar devam edecek, yine “ama onlar farklı kültürden” gibi yaklaşımlar devam edecek ama en azından uzun süreli bir sosyolojik değişime biz şimdiden başlamış olacağız.
Yabancılığımızı giderek yok edecek bir sosyolojik değişime.
04/12/2008, Serpil Aygün, Binfikir Gazetesi Kasım 2008 sayısında yayınlanan köşe yazısı