Gazetemiz Binfikir’i çıkardığımız ilk günlerin heyecanını şimdi de Binfikir Tiyatro Okulu ile yaşıyoruz. Yayıncılık alanında tüm farklı görüşleri kapsayan anlayışımızla Belçika’da belki de dünyada bir ilki gerçekleştirirken, girdiğimiz her camide, her fırında, her dernekte... bu anlayışa ne kadar ihtiyaç olduğunu gözlemledik. “Binfikir mi? Getir kızım, getir getir de bir okuyalım, ne oluyormuş Belçika’da?” diyen yaşlı amcalar. “Elinize sağlık, kızım evde
benim toruna okuttururum” diyerek gazeteyi sokakta soran yaşlı nineler, Brüksel Cuma pazarında alışveriş esnasında Binfikir’le tanışan hanımlar, kahvehanelerde beyler...
Hep benzer övgüleri aldık ve Belçika’da yaşayan Türk toplumunun, birilerini kayırmayan ya da düşman bellemeyen, medya gücünü habercilik dışında başka sebeplerle kullanmayan bir yayın organına duyulan açlığı gözlemledik. 3 yıldır her ay aralıksız olarak yayınladığımız gazetemizle hem toplumun bu beklentilerini karşılıyor olmanın sevincini yaşadık hem de yayıncılıkta doğru ve objektif haberciliğin umudu olduk. Bu bizim ilk sevincimizdi.
5 Ekim’de çalışmalarına başladığımız Binfikir Tiyatro Okulu ile yine farklı alanda bir ihtiyaca cevap veriyor olmanın heyecanını yaşıyoruz. Kısa zamanda 60’a yakın kişinin kayıt olması, haberi gazeteden ya da siteden okuyup telefonla bilgi istenmesi bu ihtiyacın bir göstergesi oldu. Yaklaşık 45 bin Türk kökenlinin yaşadığı Brüksel’de Türkçe bir tiyatronun olmaması üzücüydü tabii ki. Bu alanda bir şeyler yapmak üzere harekete geçtiğimizde Belçika çapında Türkçe çocuk tiyatro eserinin eksikliğini de farkettik. Böylece başlayan Binfikir Tiyatro Okulu ve “Saint Nicolas, Nasrettin Hoca
ve Gülmeyen Kız” çocuk oyunu yaşlısı genci, çocuğuyla şimdilik 60’a yakın kişiyi çalışma salonlarımıza çekti. 5 Ekim günü ilk kez buluştuğumuz tiyatrosever bu grupla ilginç ve güzel deneyimlerimiz oldu. Çocuğunu Türkçe olarak sosyal bir faaliyette bulunsun, Türkçesi gelişsin ya da okuldan farklı alanlarda da kendini yetiştirsin gibi sebeplerle getiren anne babaların, “ çok zevkliymiş bu çalışmalar, bundan sonra biz de gelelim” demeleri bizleri çok mutlu etti. Emirdağlı bir annenin 3 çocuğunu da alıp tiyatroya getirmesi, onların çalımalarını izlemesi ve hatta devamlılıkları için olağanüstü bir çaba sarfetmesini görmek, bize yine aynı duyguları yaşattırdı. Çok ihtiyaç duyulan bir alana parmak basmışız. Bu ihtiyacın farkındaydık
ama böylesi hoş enstanteneler yaşayacağımızı da düşünmemiştik, açıkçası. Tiyatroyu çok seven ama şimdiye kadar bu ilgisini oyunculukla birleştirebileceği bir ortamı yakalamayan gençlerin katılımı ise ayrı bir heyecan. Dram olmaya zaten meyilli olan hayatı gülümseten, tatlı, hoş bir komediye çevirmek biraz da bizim elimizde.
Aynı Binfikir Tiyatro Okulu’nda yaşadığımız deneyim gibi!
10/11/2008, Serpil Aygün, Binfikir Gazetesi Ekim 2008 sayısında yayınlanan köşe yazısı