
Bundan 3 yıl önce Brüksel Plajı’nı keşfettiğimde, ne yalan söyleyeyim, acıyarak bakmıştım bu ülkede yaşayan insanlara. Çirkin bir kanal boyunca yaratılan suni plaj , demir ve beton yığınlarının arasında kalan küçük bir alana yerleştirilen plaj kumu ve onun üzerinde bikinileri ile güneşlenen hanımlar... Acımıştım bu insanlara, “yazık kendilerini plaj diye bu çirkin görüntüler arasında güneşlenmeye veriyor, ancak onca güneşin altında kalıştan sonra serinleyecek bir denizleri veya herhangi bir su birikintileri bile yok. Kendilerini kahverengi suları olan bu kanala da atacak değiller ya” demiştim. 3 Tarafı denizlerle çevrili bir ülkeden gelen biri olarak bu yapay sahil merakını anlayamamıştım. Ancak geçen zaman içinde hem Brüksel Plajı kendini sürekli geliştirdi hem de ben sanırım Belçika’da yaşamaya alışarak yapay bir sahil ihtiyacını anlamaya başladım. Brüksel Plajı’nı ilk gördüğüm yıl, bunaltıcı Brüksel güneşi altında şezlonglarında güneşlenen hanımların serinlemek için içine atlayacakları bir denizleri yoktu ama bu yapay sahil de yapay bir havuz ya da su birikintisi de düşünülmemişti serinlemek için. Ancak hemen bir sonraki yıl, en azından çocukların bölümünde plaj içinde su fıskiyeleriyle serinleme olanağı sağlanmıştı. Ayrıca yine çocuklara küçük de olsa bir havuz yapılmıştı. Zaten daha sonraki yıllarda Brüksel’in yazı çok da güneşli geçmedi ama Brüksel Plajı tatil olanağı bulamayanlara yine de plaj atmosferini sunmaya ısrarla devam etti. Bu yıl 6.sı düzenlenen Brüksel Plajı, her yıl olduğu gibi Akenkaai üzerinde, kuzey denizinden getirilen tonlarca kumla, palmiye ağaçlarının gölgesinde ve farklı ülkelerden lezzetlerin sunulduğu hasır kafeleriyle ziyaretçilerini ağırladı. Plaj sporlarının yapıldığı, hatta isteyenlerin turnuvalara katıldığı bu yapay plaj, insanlara bir plajda bulabileceğinden daha fazlasını sunuyor aslında. Bu yıl Saincteletteplein girişine yerleştirilen 7 metre yüksekliğindeki gemi maketi ile kendinizi tatil gemisinden inip, dünyanın değişik sahillerinde bulabilirsiniz. Karaiblerden, Latin Amerika, Brezilya, Meksika’ya tat ve müzikleriyle hasır kafeler, marinada gemiciler, spor, kültürel faaliyetler sizi karşılıyor. Müzik ve dansın bu yıl daha yoğun olduğu Brüksel plajında, çocuklara da daha fazla aktivite sunulmuş. Hemen hemen her gün öğleden sonraları çocuk spor saatleri belirlenerek, paraşütten, uzak doğu dövüş sporlarına çeşitli spor aktiviteleri hazırlanmış. Ayrıca çocuklar için eğitici zorkshoplar, okuma çalışmaları da unutulmamış. Sahil kütüphanesi ile plajda okuma alışkanlığını geliştirmek hedeflenmiş. Gemi ile kanal boyunca Brüksel gezisi de Brüksel’e bir başka bakış sağlıyor. 3-4 Euro karşılığnda bu bakışa sahip olabiliyorsunuz. Konser, tiyatro , dj ve dansın renklendirdiği Brüksel plajının yarattığı bu atmosfer, pek çok gerçek plajda yok. Gerçek sahillerde bu olanakları tek tek bulabilseniz de tümünü birarada bulmak zor. Bu anlamda çok başarılı bulduğum Brüksel plajı, tatil yapayamayanlara sunduğu bu olanak ve anlayış ile de bir kez daha gözümde büyüdü. Çünkü tatil yapamayan vatandaşlarını da düşünen bu sosyal anlayış, yaşanılan kente de katkı sağlıyor. Sadece tatil yapamayanlar değil, plaj etrafında çalışanından tutun da kent içinden sadece yapay plajın sunduğu keyifli olanaklardan faydalanmak isteyenler de ziyaret ediyor burayı. Bu da kente ayrı bir kazanım. Bu yıl 350 bin kişinin ziyaret ettiği plaj,18 Temmuz’da açılmıştı. Dün bu yılki organizasyonunu tamamlayan Brüksel Plajına geçen yıla oranla ilgi azalsa da hem plajı ziyaret eden vatandaşlar hem de hasır kafelerde satış yapan kafe sahipleri bu yılki plajdan memnun.





18/08/2008, Serpil Aygün