Avrupa Birliği’nde ortak para birimi Euro’ya geçilen sene olan 2002’de ben de Belçika’ya yeni gelmiştim. O dönem insanlardan hep aynı sözleri duyardım: “ Euro’ya geçtiğimizden beri para yetiremiyoruz. Eskiden 40 Frank deyince bir şey ifade ediyordu, bir kafede oturup bir şeyler içebiliyordun, şimdi 1 Euro yapıyor ve bir çay bile içemiyorsun” gibi Frank ile karşılaştırmalı cümlerlerle insanlar düşen alımgüçlerini anlatmaya çalışıyorlardı. Şimdilerde de durum çok farklı değil. Euro’ya geçişin yarattığı enflasyonist ortam, enerji fiyatlarının da artışı ile katmerlenince vatandaşın alımgücünü iyice düşürdü tabii ki.
Geçtiğimiz günlerde çalışanlar da bu konuda üretimden gelen güçlerini kullanarak eylem yaptılar. Liege’de 15 bin, Anvers’te 6 bin ve Brüksel’de yaklaşık 10 bin çalışan alımgücünün yükseltilmesi için yürüdü. Tarım ve ulaşım sektörleri de yakıt fiyatlarındaki artışa dur demek için Brüksel caddelerini kamyon ve traktörleri ile doldurdular. Bir taraftan ücretliler, tarım ve ulaşım sektöründe çalışanlar yani vatandaş “benim gelirim artan fiyatlara göre geride kaldı, her geçen gün bir önceki günden daha yoksul oluyorum” derken, büyük banka yöneticileri, Merkez bankası başkanı ve bazı iktisatçılar tam tersi iddialar ortaya attılar. ING Bankası başekomomistine göre bu yıl enflasyon bir aile üzerinde ortalama 1.318 Euro’ya malolurken, ailelerin gelirlerinde de 1.706 Euro’luk artış olmuş. Dolayısıyla alımgücü düşmemiş. Merkez Bankası başkanı da benzer bir yaklaşımla istatiksel rakamlarla aslında alımgücünde pek bir değişikliğin olmadığını tüm bunların bir algılama sorunu olduğunu ifade ederken psikolojik bir ortam yaratıldığını söylüyor. Son olarak da Frankofon Yeşillerden (Ecolo) bir iktisatçı 1983 yılı ile 2008’deki bazı gıda ürünlerini karşılaştırarak yaptığı incelemede fiyatların rakamsal olarak arttığını ancak sosyal avantajlar ve enflasyona indeksli maaş artışları ile bu fiyat artışlarının dengelendiğini ifade etti. Şimdi burada bu araştırmalarda kullanılan yöntemler, karşılaştırmaya konu olan ürünler ve dönemler hakkında bilimsel bir eleştiri yapmayacağım. Ancak en kolay yalanların istatistiklerle söylendiği de bir gerçek. İstatistikler yaşamınızı doğrulamıyorsa orada bir yanlış var demektir. Tuvalet parası bile 30 cent’ten 35 sent’e çıkmışsa, marketten yaptığınız aylık alışverşinize her seferinde bir öncekinden daha fazla ödüyorsanız, senede iki defa olan indirimlerde bile her yıl bir öncekinden daha az harcama yapabiliyorsanız, alımgücünüzde bir şeyler eksiliyor demektir. Siz istatistikleri boşverin cebinize bakın!
07/07/2008, Serpil Aygün, Binfikir Gazetesi Haziran 2008 sayısı köşe yazısı