Belçika'nın Türkçe gündemi... Belçika'nın
Türkçe
Gündemi! 
Brüksel Hava 
Durumu için tıklayın! Charleroi Hava Durumu 
için tıklayın! Anvers Hava Durumu 
için tıklayın!
Brüksel Charleroi Anvers
Gent Hava Durumu 
için tıklayın! Liege Hava Durumu 
için tıklayın! Genk Hava Durumu 
için tıklayın!
Gent Liege Genk
 
 Yazarlar / Çizerler



















Ziyaret

02.03.2010


“Ziyaret etmek sevaptır”. Yerden göğe kadar haklı bu sözu söyleyen. Eş dost, konu komşunun bağı ziyaretlerin sıklığından anlaşılır. Misal, ben çocukken, gurbetçilerin küçük dünyaları yüzünden midir, dünyanın hangi bucağında olursa olsun azınlıkların aynı kaderi paylaşmalarından mıdır bilmem, vatandaşlar sık sık ziyarete, misafirliğe gelirlerdi. Gurbet her ne kadar özlem ve hasret getirirse getirsin, güzel ama çelişkili bir yönü var: yabancıları bir araya getirmesi, birleştirmesi –herkes hemşehri olur, ayırt edilmez Adanalısı, Zonguldaklısı. Tıpkı savaşta olduğu gibi, kardeşlik, dostluk ortak his olur, çünkü hedef aynı: hayat koşuşturması, ayakta kalma, ekmek parası…

Yabancılar. Dertleşilir, kahkahalarla anılar hatırlanır, memleket ve o topraklardan daha verimli, zengin istikbal vaad eden diyarlar peşinde koşulan yolların bilançosu döne döne dile dökülürdü. Ne hoş olurdu o akşamlar. Okka bıyıklı, tütün kokulu babalarımızın tiyatroları, annelerin Dallas dizisinden eksik hiçbir yanı olmayan dramları ve biz bacaksızların dunyanın saate kaç döndüğünden bi haber hayalleri. Çoluk çocuk dolardık o külüstür evlere. Pencereler nemlenir, çay ve bisküvi kokuları zamansız ve sırrını içinde taşıyan bir manzara yaratırdı. Hiç bitmesin isterdim o akşamlar. Arkadaşlarımla gece oyunları oynardık, çal kaç, saklambaç, kör ebe, tek ayak, sayısız oyunlar yaratırdık.

Tanıyan, bu aşamada hikayenin dramını bekler. Maalesef. Beklentileri kölece gerçekleştirmeyi sevmememin yanı sıra, bu sefer buyurun size duru ve gerçek öykü:

Bugün öğleden sonra o eski çocukluk arkadaşlarımdan birini onca yıl birbirmizden bi haber yaşamamıza rağmen ziyaret ettim. Habersiz, destursuz damladım eşiğine, hem de kendisini yatakta yakaladım. Yemek yerken üstelik. Hafif şaşkın gözlerle baktı odaya girişime. Yanında yakınlari ve sevdikleri. Selamlaştık, tokalaştık. Durgun, baskın bir ortam. Eski aile dostum, yorgun ama meraklı gözlerle izliyor beni. Ben ise, ruhu elimdeymişçesine tedirgin. Ama içimde asırlık bir ağac yıkıldı. Hasta dostumun kolları serum kablolarıyla dolaşmış, tipik hastane kokusu ve odanın üzerinde kara bir bulut gibi asılı o iğrenc kelime: kanser.

Ziyaret sonrası bir boşluk, bir sessizlik sardı dünyayı. Eski misafirlik akşamları ve çocuk gülümsemeleri göz önume geldi.

Kendimi asansörden zor attım dışarıya, gözlerim çaresizlik kusmaya başladı.

Acil şifalar C., yaparsan sen yaparsın moruk.

02/03/2010, Mustafa Kör

Binfikir gazetesi Şubat 2010 sayısında yayınlanmıştır

5 / 5 (1 Oylama)


mustafakor@binfikir.be


 



 

Yazar ve Çizerler

© 2004-2007 
OpenWings