Saadettin,
Selam moruk.
Nasılsın kardeşim?
Istedim sana birkaç satır yazayım. Neticede görüşmesek de yazışabiliriz öyle değil mi, ciğer?
Ağır başlayacağım belki ama, yav adamım, ne bu dunyanın hali? Etrafta, toplumda, kendi ailende dahil acayip bu musubet mi desem, terbiyesizlik mi desem, hay Allah yani. Bilmem, biz tozuttuk; bilmem, anlayamıyorum artık duzeni arkadaşım. Şu günler anamı bi arıyorum ki inan, ulan acayip özledim o dört başı mahmur kadını be. Olur ya, ha şu yanı başımda olsaydı, sabah sabah içerdik bi çay beraber, sohbet ederdik falan, okşardı ağır başımı, sırtımdan yağ gibi akardı tüm dertler.
Yok, sakın yanlış anlama, depresyon falan değil, onu şükür atlattık. Bir anlık doluluk değil, bu “mail”i sana çoktan yazmak istemiştim bile. Ama nedense en yakın dostuna bile eskisi gibi bir yazı gönderemiyorsun. Halbuki devir elektronik devri ve sözde daha kolay ve çabuk. Ulan adamım, cep telefonuyla yaşıyoruz sanki. Alo Ahmet alo Mehmet, naapim yaa.
Inan epey zamandır kafam çalışmıyor. Harfiyen diyorum ha. Vallahi; hele hafızam, acayip garip, birçok şeyi hatırlayamadığımı bırak, düpedüz... şey… hmm… unutuyorum, yok tövbe unutmuşum. Ispatını hanımdan alıyorum. O anlatırken, hani “şurada şu gün şöyle böyle” laflari, bilirsin,… Ama ben ise bön bön bakıyorum. Bazen zar zor tek tük bir şeyler geliyor ama bulanık ve eksik. Hele konsantrasyon! Kosantre olamıyorum moruk, yemin billahi. Bazen var ya, gün boyu besbelli yapacağım işlerimi bir türlü halledemiyorum. Hem de öyle ıvır zıvır işler değil ha, hani unutulması normal karşılanabilecek. Misal, Kuran çarpsın, yeni mutfaf aldık geçen bildiğin gibi, torba dolusu para döktük, fakat kontratta imza attığım günden bu yana bir defa telefon etmedim heriflere, sözde Kasım’ın ortasında gelecekti. Ulen aralık girdi be! Yav bi ara, bi sor, değil mi? Bu simit değil ya adam. Zade iyi zılgıt atmıyor vallahi elin kızı. Nedense elim kolum kalkmıyor. N’olcak böyle moruk, bunun sonu nere. Adeta zombi gibi günleri otluyoruz. Ot gibi ot ot ooot. Ben ot.
Sen? Şşşt aslanım seni de geçen pek aydın göremedim, sen de ot olma sakın.
Olur mu hiç böyle ? Yoksa ben naneyi yedim mi olum soylesene?
Çalıyor muyuz bu hafta sonu bir Luxemburg, Madamları filme gönderelim, ne dersin?
Ebedi dostun,
Hüsnü
28/12/2009, Haber Merkezi
Binfikir gazetesi Aralık 2009 sayısında yayınlanmıştır