Sevgili, pek saygıdeğer, sayın kaymak üstü tulumba tatlısı, fındık göbekli, of anam! Bıyıklı ikinci kuşak gurbetçi abilerim; unutmadan alolayım
o pek yoğun, iki kale arasında koşturup duran ama nadir hedef tutturan koca kafanızı, ALOOOW!! : Uyanın, haftaya geliyor, gene. Alınmayın ama sizden şikayetçiyim.
İster isteyin, ister istemeyin, ister “len biz sevgimizi hediyeyle felan.. yani bi deyimle satın almayız, ya yürekten ya hiç “ buna benzer laflar. Belki bu tür yaklaşımlar bir devir bir döneme kadar işlem görüyordu, lakin, kusura bakmayın ama, artık sökmüyor kadınlarımıza – çünkü yengeler, uyandı! (size kocaman selam abla, bacı ve sevgili yengelerim) Böylelikle, erkekler; ama o asma kuyruklu bıyığınızı burkun ama duymazdan gelin: hemi de langudu langudu geliyor işte: Sevgililer Günü. Eeh, inkar gelmiyelim, ekonomik nedenli olmasa da pek kolayımıza da gidiyordu aslında, ebedi cepteymiş gibi, tepe tepe kullanıyorduk yengelerimizi.
Oha lafı bir keresine mahsus kullanıyorum. Biraz öğretmencilik olucak belki ama, sevgi bir velinimet değildir, sevgiyi kazanmalı, hak etmeli. O denkten, kırk yıllık gurbet hayatın fazlasını emekli maaşıyla, çanak antenli, bol çocuklu evinden bihaber marlboro ya da camel tüttüren, acı kahve içen Haydar, Osman, Mehmet abilerim... sizden, eşek sabırlı, namuslu ama pembe dizi hastası, felaket lezzetli çorba pişiren, başı örtük gönlü açık, çilekeş yengelerim adına, teessüf ederim. Evet açıkça kınıyorum abi. Yeni nesilden biraz örnek alın bu konuda derim.
Flaş haber: O değirmen dönmüyor, o uçak kalkmıyor artık, o tren kaçtı efendim; yani ciğerini yediğim aslan abilerim: o hamamın taşı değişmiştir.
Kendimize çeki düzen verelim, yengelerimizi hak ettiklerince saygıyla, sevgiyle tekrar bir zamanlar olduğu gibi evimizin saray hatunu yapalım.
Lafla kolay, doğru. Böyle gelen böyle gidermiş iddası n’olcak? Yalan derim. Belki zor ama az anlayışla olur bi iş. Nasıl mı? Çocuk oyunundan basit.
Panik yok. Plan var.
1. İlk defa o yirmi yıldır nazını çeken, maletini yağlayan, çocuklarının anasına “seni çok seviyorum, aşkım” de
2. “Seni seviyorum” dediğin o insanın senin yoldaşın, hayat arkadaşın, yol gösterenin olduğunu hatırla
3. Acı biber gibi gelse de, hiç alışmamış acayip tuhaf gelse de, o bıyığa yakışmasa da, iltifat et, güzel söz söyle
4. Ara sıra, fazla değil, yılda bir olsa da, hoş bir sürpriz yap ona (şık restoran önerim)
5. Hediyeleşin
Bak sen o zaman o hiç beklemediğin yengem nasıl kök söktürüyor o vizyontele şıllıklarına.
25/02/2009, Mustafa Kör, Binfikir Gazetesi Şubat 2009 köşe yazısı