Krizlerin anası uygar dünyayı çalkalar dururken,küçük ama acı, gerçek bir kriz öyküsü. Sonuçta krizi daha büyük krizle yenmeli, çünkü enerji elde etmenin yolu dengeyi bozmaktır, yani zıtları yarıştırmaktır, donanı buzla ovar misalince.
Geçtiğimiz haftalarda bir meslektaşımızın çeşitli site ve gazetelerde üzücü haberini aldık. Durumu kısaca özetleyelim: Arkadaş henüz pek pot kırmış olmasa da bir yazar. Bunun yanı sıra bir de dört tekerlekli şoförü, engelli, handikaplı, sakat yani sakat.
Olabilir, amenna, hayatın cilverleri...
Hemen krize yol açan vaka denilecek bir durum değil, doğru. Lakin, olay daha komplike. Dünyada yapılan seçimlerin hemen hemen yüzde 95’inin menfaat sebepli olması gibi, bu küçük krizin nedeni de mangır. Devam. İşte bu engelli şoför ve yazar arkadaşımız kurulu düzende yazıldığı gibi bir -maaşa mı desek, işşizlik parasına mı desek- kısacası sakatlığı yüzünden sağolsunlar Devlet efendileri tarafından küçük bir gelire bağlanmış durumda (ey sosyal hakları deyip gurbetler yoluna koyulan saf insan) ve odur budur basit hayatını yönlendirme gayretinde sandelyesinin mecası direksiyonunu sallayıp gidiyorken.. günlerin birinde zorba yolunu keser. Zorbanın adı gene Devlet. Bu güçlü, kocaman Devlet efendiden şu ses çıkar: Seni doyuran eli ısırırsın ha, hem maaş hem yan gelir ha! Olmaz, derhal yazılarına son vereceksin.Yan gelip yatıp da çuval dolusu maaşa beleşten konacağına bundan böyle avucunu yalarsın. Ya istediğim kılıkta sakin sakin evinde oturur fazla yazı
mazı, işte bilmem ne roman, şiir, sanat gibi kendinden büyük işlere burnunu sokmazsın ya da atarım seni sokağa ve başının çaresine başka kapıda bakarsın. Eski deyimle: ben ağayım, tarla benim, binek, balta benim, sen sadece hasattan dökülenden nasibini alabilirsin, asla kendin ekemez, biçemezsin. “Eyvah, şimdi ne olacak!” demez yazar kardeş ama. Aksine, az düşündükten sonra, sarılır kalemine, şu sözlerle biten tuhaf bir öykü yazar: “Bütün nimetlerine rağmen dünya büyük bir ovadır, bazen korkutur, bazen şaşırtır, bazen hayran kaldırtır. Tam tamına anlamış ve sırlarını çözmüş inciden nadir olsa da, güzel bir yerdir. Yalnız, korkarım sanat ve sanatçısız çilesi çekilmez bir kurtlar vadisi olur.
29/10/2008, Mustafa Kör, Binfikir Gazetesi Ekim 2008 sayısında yayınlanan köşe yazısı