Bu ay değişik bir makale. Bu ay şiir ayı. Şiir, öz, toplu, candan, nakış misali kısa sözcükler sanatı. Adeta el işi, veya nakkaş. Sıcacık. Bir dünyayı, ülkeyi, şehri ve içinde yaşayan insanları ve onların tarihini, alemini anlatan kelimeler. Şairlik. En sevdiğim meşguliyetim.
Dolayısıyla bana Genk sehri tarafından verilen 2008 ‘kent şairliği’ ünvanı beni şereflendirdi. Bu beşinci yıldönümünde benden önce bu ünvana layık görülen Bart Moeyaert, Joke van Leeuwen, Luuk Gruwez ve Rik de Leeuw gibi büyük şairler arasına eklenmek ne kadar gurur verici anlatamam. Bunu şiir, şiirim kendisi söylesin.
Genk Aşkı
Tuhaf güz günü idi
Ruhum vurulduğunda
Hayaller dolu bavulumla
Adım atmıştım Genk toprağına
Altın sözleriyle
Baştan çıkarttı beni
Misafirperver güzel
Zaten ateşli garip ben
özden içine dalıp
Kayboldum sırlarında
Her kıvılcımıyla beni hümüklemiş ve
Artık çakmakları sönmüş ise de
O kömür gözleriydi
Müslüman dudaklarımın
Doyasıya öpemediği
Genker liefde
Het was in die zonderlinge herfs
Dat mijnziel blijvend is getroffen
Met een valies vol dromen
Zette ik voet op Genker bodem
De ontvankelijke deerne
Verleidde me met goudbeloftes
Diep in haar verborgen
Koortsachtig als ik was drong
Ik haar vol overgave binnen en
Dwaalde in haar mysteries
Ofschoon elk haar stofdeeltje me
Lieflijk wurgde en thans d’r
Karbonkels doofden
Het waren haar koolzwarte ogen
Die mijn moslimlippen niet
Genoeg konden kussen
18/02/2008, Mustafa Kör, Binfikir Gazetesi Şubat 2008 köşe yazısı