Büyük adam büyük işler gerçekleştirir. Tarihe damga, büyük projeler, büyük başarılarla vurulur. Büyük gerçekleştirmeler, o büyük an, tören, ödüller ve alkışlarla onurlandırılır. Hakları bu çünkü.
Şükür, ben öyle biri değilim.
Küçücüğüm ben. Hem harfiyen hem mecazen. Boyum istatistiklere göre ortalamadan bile küçük. 1.70 ya var, ya yokum. Artı, kendimi bildim bileli, anamdan çok işittim: “benim kız yüzlü kuzum, sen aslında kız doğacakmışsın da...” Anlayacağınız, benden beş paralık adam olmaz.
Buna da şükür derim.
Şimdi. Belki maganda tipler, bilhassa maço Türk erkeği, bu söze yan gözle bakacak ama, bende küçük bir kız ruhu var! (dur, beteri geliyor)
Edebiyatçının şansı istediğini, mekan, madde, sahıs, durum, his… herhangi bir sekilde doğurabilmesi, değiştirebilmesi. Söz temsili, Tanrı’yı oynayabilmesi. Haşa, o haddimi aşar. Şu sözle paçayı kurtarayım: “sanatçı yaratır, yaratmak sanatçılıktır. Yaratmak ilahi, tanrısaldır. Ve yaratma sanatının en ustası elbet Mevla’dır.
Bunu kabul kıldıysak. Söz altında kalmayayım.
Benim adım Damla, ben küçük bir kızım. Çaput bezden bebelerim var, beş taş oynamayı severim, korktuğum zaman ‘ay!’ çığlık atar, anamın kanatları altına sığınırım.
Anam allı güllü turna. Kanatlarının bir ucu Kaf, diğeri Ararat, ayaklarının altı cennet bahçeleri.
Dostum yüce bir Yunus. Adındaki seçim gönlünde yatan altınların simgesi. Yunus benim dünya ahiret kardeşim, hem ilik nilüfer, hem çetin poyrazım, en kıyak yoldaşım.
Aşkım, kar yüzüne, o çay koyarken, habersiz baktığımda, içimi kelebek kanatları gibi titreten sultanım.
Kalemim, damla damla akan, asla dinmek bilmeyen, açık yara damarım.
Dünya, doğa, kainat; doyamadan öptüğüm seccadelerim.
Abim, amber kokusuna hasret kaldığım abim, yollarına güller serptiğim, bazen rüyalarımda bazen avcumda, kitap ve şiirlerimde, göz yaşlarımda, virane, hovarda, işsiz sokaklarda soluk soluğa aradığım cancağız abiciğim, sen doğuda doğan güneşim batıda batan ayım, damla damla içime yağan yağmurumsun. Sen ne degilsin ki? Tek, kahrolsun, sadece bir tek şey! Sen artık burda değilsin. Laf aramızda, yokluğun zor abi, bilsen ne kadar özledim o ela gözlerini, alışamadım sensizliğe vesselam. Damla kaldım gitti, bir türlü su olup akamadım, bulandım. Yetim bir damla kaldım. Ben sensiz “Damla” kaldım abi.
Ben Damla isem, siz kimsiniz bu öyküde?
Her damla bir göl arar, nehir bulur derler, ruhumun var olduğu topraklarda. Ve her damla eninde sonunda bir denize akar. Sizler ebediyen aradığım okyanuslarsınız.
Şükür kavuşturana.
İlyas Kör
1969-1994
Anısına
Mustafa Kör
24/11/2007, Mustafa Kör, Binfikir gazetesi Kasım sayısı köşe yazısı