Geçen gün başladılar, tek tek düşmeye. Güz yaprakları.
Bugünkü manzaram: gökleri okşayan Kanada kavakları, etekleri aralarına nokta nokta yayılmış; sanki otladıkları, gün geçtikçe seyrekleşen çimenmiş duyusuna sahip kuzular. Bahçemin yanıbaşında çatısı yosun tutmuş ince uzun ahır, üzerinde iki karga dedi kodu ediyor. Ama halleri her zamankinden başka. Geçen haftadır göç eden kazlar kanatlarıyla veda sallarken yeni bir dönemi anons ettiler canlı cansıza. Güzün hüznü var havada.
Hüzün mü dedim:
Dünyanın bir köşesinde bu küçük köyde olta atmış hayatım. Çeyrek asırdır seyrediyorum hayat penceremden. Kavakların hışırtısı, kuzuların huzuru, manzaranın resamlık zenginliği, doğanın erişilmez ahengi ve çocukluk hatıraları uyandıran melankoli. Her şairin mutlak böyle bir penceresi, buna benzer görüntüsü olmalı ki billur suyu bulsun, oltası boş çıkmasın hayat denizlerinden, köfenleri derya mücevherleri dolup taşsın.
Şair mi dedim:
Önce bir yaprak düştü ağaçların birinden,
Sonra başkaları onu takip etti.
Peş peşe döküldü bütün yapraklar,
Vakti gelen ya toprağın altına girdi,
Ya bir suya sevdaya savruldu gitti.
Sevda mı dedim:
Müzik! En ulu sanat. Ruhun sıcak çorbası, M üzi K. Başlangıcım ve sonum. Ud çalan Tunus incisi tasavvufçu. Tek kıskandığım insan. Neredeydin onca zaman, şafağımı belirten adam? Titreyen zihin tellerim, batan gözlerim, dolu kazan kafam, uluortada sessiz nutuklar parçalayan kalbim. Hepsi aşk kölesi, her nefesin omür boyu nostalji. Helal sana tuttuğum nöbet, orucumun iftarı yarim.
Nostalji mi dedim:
İçimdeki suflör sordurtur bana, suallerin sırrını cözmek isterim. Sebep ve nedenler ararım, dönen çarkın, rüyanın, cihanın efendisini, gönlümde yatan aslanı vuran avcıyı, eline kına süremediğim gelini. Gün gece takkesini giydiğinde binbir fikre ararım fakir, falcı; binbir sözümdeki kör düğüme sih, sihirbaz.
Sordum aya. Sonsuzluğa tek gidiş bileti nerde satılır acaba bu sonbahar istasyonunda. Yükün ağır dedi nur yüzlü dede, dolu bavulumu kime emanet bıraksam.
Sonsuzluk mu dedim:
Doğarken kankırmızı seher vakti, bulut renkli muhafaza meleklerinin hangisi bu? Belki de ölüm döşeğimden hayatı yudumladığım penceremden ziyaret edecek beni, ta ki ben kanat çırparak aşkımdan dostumdan anam babamdan öğretmenim bahçem kuzularım ve beyaz pencereli kır evimden…
Elveda mı dedim?
28/10/2007, Musta fa K ör, Binfikir Gazetesi Ekim sayısı köşe yazısı