Koçlarla beraber hiç sıraya girdiniz mi? Kurbanlık bir koç alıp da kesmeye karar verdiyseniz koçlarla birlikte sıraya da girmeyi göze aldınız demek. Sıra sıra dizilmiş kancalar ve kanların akıtıldığı ızgaralar boyunca kurbanlığınızı iki bacağının arasında taşıyanlarla yürümek zorundasınız. Saatiniz belli olabilir, elinde ki makbuzundan saatini gösterenler için bir şey değişmez, saatinde gelmeyip de sizin saatinizde ancak gelebilen biri sizin önünüzde olacak, sırayı o alacak. Bu nasıl olur demeyin. Yanılıp da saatinde gittiyseniz yandınız, beklemek zorundasınız. Hemen kafanızda bir sonraki kurban bayramının programı canlanır, kendinizi geç gelmeye odaklarsınız. Önce geç kalanların alındığı bir sistem içindeyseniz, saatinde gitmenin ne faydası var diye düşünmekte haklı olduğunuzu size çok sayıda kişi söyleyecektir. Ortakları Fransız olan bir firmanın Türkiye’ye getirdiği randevulu kurban kesme maratonun da işe yaramadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kurban kesme sırasında okunan tekbirler de tabi ki cd çalardan geliyor desek sizi şaşırtmayız. Tıpkı kabristandaki dualar gibi. Bununla tam istediğini elde edemeyenler de kendi tekbirleriyle görevlerini yerine getirdiklerini söylediler.
Kurban etini alıp da evinize geldikten sonra düşünmeniz gereken şey etin kime verileceği. Bence bu da kurban kesmenin en zor yanlarından biri.
Eskiden apartmanlar da kurban etlerinin bir kısmının verildiği çok çocuklu köyden gelen kapıcılar vardı. Bu yıllarda, iki arabası ve üç katlı evi olan bazı apartman kapıcıları bizden daha rahat yaşamaktalar. Kapıcılar artık orta halin üstünde kişiler. Aralarında lise mezunları da var. Ancak komşu hakkından bir parça et düşer onlara, çoğu da zaten kurban kesmeyi borç bilmekte.. Kendi özel kurbanını kesen kapıcılar, apartmandaki ihtiyaç sahiplerini yakından bildikleri için; hayvanın orasından burasından kavurmalık et vererek sevindiriyorlar.
Memurun, emeklinin, öğretmenin kurban kesecek hali kalmayınca söyleyecek söz de kalmadı. Kapısını çalıp memur komşusuna kurban eti verme cesaretini gösteren, ya da evdeki çocuklardan birine bayram ayakkabısı almayı akıl eden varlıklılar bence doğru yolu buldular demek. Ne memur eski memur ne işçi eski işçi.
En güzeli güzel bir kavurma yapıp masa başında afiyetle yemek sonra da etin kime verileceğini düşünerek kapı kapı dolaşarak etinizi kabul edecek birini bulmak.
Pek çok huzur evi ve çocuk yuvasında da kıyma makinesi, buzhane olmadığını duyunca ne yapacağım diye şaşkınlık yaşamamak olanaksız. Üst üste gelen etlerin değiş tokuş yöntemiyle saklanacak kurumlara, bağışı alanlar tarafından ödünç verildiğini duymadık diyemem.
Haftada bir bile et alamayan komşularımızın sayısı gittikçe artarken, bütün bu sıkıntıları çekmek gerçekten biraz tuhaf. Ama kimin kapısını çalar kime verirsin eti. Biz de kestik diyerek bir kişi geri gönderse günlerce yanlış bir şey yapmışız gibi aklımızdan çıkmaz. Ne de olsa kredi kartı ve taksit imkanı da olunca kurban kesmek kasaptan gelen etten daha ekonomi. Kredi kartı kullanmaya alışanlar kurbanlıklara da tatlı tatlı bakmaya başladılar. Bayram öncesi 250 gram kıyma ile 800gr kadar da ızgaralık et ederi 45 lira olan bir şehirde yaşıyoruz.
<< Size et verelim kurban kestik>> dediğimiz bir yoksul yuvanın yöneticilerinin; <<Sadece para kabul ediyoruz>> diyerek bizi geri çevirmesi, <<parasını verseydiniz alırdık>> demesi, çok ama çok düşünmemize neden oldu. Zamanında para verip de, bir anda bu paraların nereye gittiği ile ilgili şüphe içinde kalan müminlerin, güvendiği dağlara kar yağdı, hayırseverlerin durumunu ekranlardan aylarca dinledik. Bütün olanlar karşısında kurban bağışını para vererek yapmalarını beklemek belki de bu bayram için olanaksızdı. Ama ne yazık ki özellikle büyük şehirlerde, sınır ötesinde kurbanları kesip, eti kendi imkanıyla dağıtmak çok kolay bir iş değil.
Buzdolabında kesilmiş iki koç, nerede olduğunu bilemediğimiz boş çorba kaseleri ve bütün şehri kaplayan kurbanlıkların kokusu…
Çok insan ayni durumda, sanki birlikte karar almışlar gibi. <<Onu bunu bilmem ama önümüzdeki yıl, elimizde kağıt kalem kurbanlık etimizi verebileceğimiz fakirlerin listesiyle işe başlamadan, kurban kesmek niyetinde değilim>>
Müslümanların bu ibadeti geleceğe nasıl taşınacak şimdiden bir şey söylemek gerçekten olanaksız.
30/11/2009, Filiz Tosyalı