Örnek aldığım iki insandan biri yalnız, diğeriyse yok artık. Birinin yokluğuyla diğerinin yaşadığı yalnızlığı ben de yüreğimde hissediyorum. Ne kadar özlesek de ona yok demek haksızlık olur. Eserleriyle ve yaptığı güzel çalışmalarla her zaman hatırlanacak, aramızda olacak. Ayni çatı altında birbirinden değerli iki insan. Sezer Duru ve Orhan Duru. Dünyamda bir şeyler koptu, eksildi.
Hepimiz koşturmuyor muyuz, yazmaya çizmeye ayırdığımız zaman bizi kalıcı yaparken biz sadece zamanı çalışarak, üreterek geçirirken bazı zevkleri de gözardı etmiyor muyuz. Yüreğinizi bir boşluğa bırakıp arkasından bakacak zamanı yaşamadan, sadece üretenler sınıfındaysanız yaşamın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz.
İstanbul Rumelihisarı'nda 18 Aralık 1933'de doğan Duru, 1956 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nden mezun olduktan sonra aynı fakültede bir süre asistanlık yaptı. Bir gün kaleminin duracağını hiç aklıma getirmemiştim. Sezer Duru’ya ve Orhan Duru’ya ulaşmak onlara soru yöneltmek herkesin arzu edebileceği isteklerdir, ama benim kadar geciken biri var mı bilmiyorum… Rahat uyuması için dua etmekten başka çare var mı şu an? Büyük öykücüyü kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Elele EDEBİYAT’A büyük emek veren iki insanın ayrılan dünyalarında artık 25 ocak 2009un da bir öyküsü olacak. Mütevazi ve sessizce görevlerini yerine getiren iki insana üzülmemek mümkün mü? Birinin yalnızlığına birinin yokluğu eklense de; insanın acizliği ortaya çıkıyor dedirtmeyecek kadar önemli çalışmalar yapan yazarın, öykü ve denemelerinin yanında tiyatro uyarlamaları da var. Tiyatroya sinemaya büyük hizmetleri geçen çok önemli bir sanatçıyı kaybettik dostlar.
Gazetecilik yaşamı da olan Orhan Duru yaşamını hiç boş geçirmedi. İşte insanın içini acıtan da bu dolu dolu emekle zenginleştirdiği yaşamı oluyor. Ulus'ta başladığı mesleğini Cumhuriyet, Milliyet, Güneş ve Hürriyet gazetelerinde sürdürdü Duru, parlamento muhabirliği, haber müdürlüğü ve yazı işleri müdürlüğü gibi görevlerde bulundu.
Duru'nun ilk öyküsü, 1953 yılında Küçük Dergi'de yayımlandı. 'Mavi'', ''Evrim'', ''Yeni Ufuklar'', ''Pazar Postası'', ''Yelken ve Dost'' dergilerindeki yazılarıyla dikkat çeken Duru, ''Ağır İşçiler'' adlı öyküsüyle ''1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması''nda başarı ödülü kazandı.
''Bırakılmış Biri (1959)'', ''Denge Uzmanı (1962)'', ''Ağır İşçiler (1974)'', ''Yoksular Geliyor (1982)'', ''Şişe (1989)'', ''Bir Büyülü Ortamda (1991)'', ''Kısas-ı Enbiya (1979)'', ''Kıyı Kıyı Kent Kent (1977)'', ''Hormonlu Kafalar (1992)'', ''İstanbulin (1995)'', ''Küp (2008)'', ''O Pera'daki Hayalet (1996)'', ''Sierra Madre'nin Hazineleri (B. Traven'den)'', ''Gizli Tarih (Prokopius'tan)'', ''Çağdaş Fizikte Doğa (Werner Heisenberg'den)'' adlı öykü, deneme, anı ve çeviri eserleri bulunan Duru, ayrıca tiyatroya da ''Durdurun Dünyayı İnecek Var (1968 - Antony Newley ve Leslie Bricuss'tan)'', ''Sınırdaki Ev (1970 - Slawomir Mrozek'ten)'', ''Üzbik Baba (1990 - Alfred Jarry'nin Kral Übü'sünden)'' adlı eserleri uyarladı.
25/01/2009, Filiz Tosyalı