Aşk ve sevgi yaşamımıza anlam katar. Sevgisiz bir ortamda yaşamak insanoğlu için çok zordur. Dünyanın en zalim insanları bile aşık olarak herkesi şaşırttılar. Aşkla yüreklerinin çarpıntısını yüzlerinde gösterdiler. Ben de sevgiye, sevene aşığım. Neşe her zaman aşkın ve sevginin olduğu yerde beslenir. Aşk, sevgi ve neşe kesiştiğinde daha sağlıklı yaşamayı başarırız. Maoriler sudaki güzellikleri anlayıp Niagara Şelalesine gittiler. Negatif iyonların pozitif iyonlara çevrildiği yerde resimler yaptılar. Yol ve uzaklığa kimse yıllarca bir anlam veremedi.
Bazen evinizde otururken yapacak bir şey yokmuş gibi kalırsınız. Koltuğunuza gömülür, koskoca bir hafta sonunu televizyonun karşısında geçirirsiniz. Oysaki yapmadığınız bir eğlenceli iş, gitmediğiniz bir mekan sizi bekliyordur.
Size bugün Belçika’da bir parktan söz edeceğim. Hafta sonu anne baba ve çocukların birlikte gidip eğlendikleri bir park. Parkın hangi duygularınızı açığa çıkaracağını yıllar önceki bir duygumdan yola çıkıp anlatabileceğimi zannediyorum. Aşk bazen bir fotoğraf, bazen bir su damlası, bazen bir yaprak hışırtısı olabilir.
Başlığı görünce yüreğinizde bir aşk kıpırtısı hissettiğinizden, bir sevinçli yaşam kıvılcımı aramaya da hazır olduğunuzdan eminim.
Her zaman sevgiden söz ederken sevdiğim şeylerin çok olduğunu fark ettim. Siz de bu duyguyu yaşayın istiyorum. Sabaha iyi uyanmak da diyebilirsiniz. Duygularımızı harekete geçiren bazı olaylar vardır. Kendi olaylarınızın neler olduğunu mutlaka siz de bilmelisiniz.
Bir an gözlerinizi kapatın sizi sevenleri düşünün, sonra da sizin sevdiklerinizi. İçinizde sıcacık bir şeylerin akmaya başladığını hissedene kadar devam edin.
Yıllar önce Belgrat Ormanlarında bir engelliler pikniğine katılmıştım. Piknikte bir kolunu elektrik çarpması sonucu kaybeden bir genç hanımla tanıştım. Onunla koyu bir sohbete daldık. Konuşmamızın en heyecanlı anında müzik piknik alanına yayıldı, yeni arkadaşım o an etrafına bakındı, konuşmamızı kesmek istedi; “Ben Kemal’in yanına gitmeliyim, alkışlamadan eğlenemem. Şimdi eğlence başlayacak,” dedi.
Vedalaştıktan sonra, arkasından baktım, Kemal’i merak etmiştim. O da tek kollu bir gençti. Tekerlekli sandalye ile dolaşıyordu. Birbirlerine aşık olabileceklerini düşündüm. Sonra da unuttum gitti. Bir ara gözüm yine onlara takıldı. Eğlence yoğunlaşmıştı. İki kolsuz genç birbirlerinin ellerini vurarak alkışlıyorlardı. Bir anda iki elleri olmuştu, eksik uzuvları yoktu o an. O gün, o piknikte yakaladığım yaşam sevincini size anlatamam. Hiçbir şey beni bu iki gencin alkışlayan iki eli kadar yaşama bağlayamazdı.
Ne zaman Brüksel’e gelsem güneşli havaları yakalarım.
Keser-Lo da yıllar önce, iki engelli gencin bana yaşattığına benzer bir yaşam sevinci yaşadım. 20 yıldan daha uzun bir zamandır eşek görmemiştim İlk bakışta bizim şehirlerimizdeki parklardan bir farkı yok gibi görünse de içine girip eğlenmeye başladığımda değişikliği anladım. Geniş bir alanı hayvan barınaklarına ayrılan parkta çocuklar aileleriyle beraber mutlu bir hafta sonu geçiriyorlar. Çay kahve içmeniz için kış aylarında da açık olan mükemmel bir kafesi var.
Parkta küçük kuzular, oğlaklar, keçiler ve koyunlar çok uysal eşekler dolaşıyor. Etraftan topladığınız otları onlara yedirebiliyor, evden getirdiğiniz meyve ve sebze artıklarıyla besleyebiliyorsunuz.
Parkın bir de sularla oynayabileceğiniz bölümü var. Su yalaklarının içine yerleştirilmiş çarkları döndürerek suyun neler yapabileceğini görebiliyorsunuz. Tulumbadan su çekerek yalakları ağzına kadar suyla doldurabilirsiniz. Biriniz su çeker biriniz çarkları döndürürsünüz. Çektiğiniz suyun kuvvetine göre kendiliğinden de dönmeye başlar. Güneşe bakan prizmanızın her yüzünü güneşe çevirerek enerji elde edebilirsiniz. Tabi ki hepsi çocuklarınızla eğlenmeniz için size hazırlanan küçük oyunlar.
Sadece yaz aylarında değil kışın soğuk günlerinde de gidilebilen bu parkta, oyun alanları içimizi ısıtan odunlardan yapılmış. Yolunuz Keser-Lo Parkına bu güne kadar düşmediyse yaz mevsimini beklemeyin. Yuvasından arada sırada çıkan simsiyah domuzu da göreceğinizden ve çok eğleneceğinizden eminim.

06/11/2008, Filiz Tosyalı