Geleceğin çizildiği bir bölümden Türk yazarlar habersizdi.
Frankfurt Fuarı her yazarın düşlediği ve katılmak istediği bir fuardır. Ben de bu yıl çok önceden karar vererek fuara katıldım. Almanca’ya çevrilen kitabımı ilk kez fuar stantlarında görmenin zevkini yaşadım.
Tüyap’ta bizim için fuar her günün sonunda kazanç hesaplarıyla değerlendirilen bir pazardan farksızdır. Kitabımın yayımlandığı yıldan beri katıldığım kitap fuarları hiç özelliğini değiştirmeden devam eder. Önemli olan yazarın çok sayıda okuyucuya kitap imzalaması, yeni bir kitabının okuyucu ile buluşmasıdır. Bir kaç önemli yayınevinin hazırladığı söyleşiler de önemsenir. Yayıncımın da kasasına fazla para girmesi bizleri güldürür.
Frankfurt fuarında kitaba verilen değer beni çok mutlu etti. Dünya yazarlarıyla tanışmak, görmediğim tanışmadığım sadece ismini duyduğum bir kaç Türk yazarla ve yayıncıyla orada karşılaşmam çok güzeldi. Fuarın ilk günü benim şaşkınlığım içinde geçti. İkinci gün fuarda yapmam gereken pekçok şey olduğunun bilincindeydim. Üstelik de o gün akşam Ofenbach’ta okuyucularımla buluşacaktım.
Fuarın en eğlenceli yeri tabiki Komik denilen bölümdü. Türk basını Hürriyet Gazetesinin olduğu bölümden ayrılamıyordu, onlar yaşamının her devresinde ünlü olanların peşindeydiler.
Benim sizlere anlatmak istediğim 6. Hall, en önemli bölümlerden biri.
Birçok Türk yazarın kapısından bile geçmeye gerek duymadığı bir yer orası. Bu bölüme gitmek yerine 9. Halldeki Amerikan bölümünü gitmeyi seçenler çoğunluktaydı. Yoğun güvenlik önlemlerine rağmen o bölüme gidenler Amerikalı yayımcılarla tanıştılar, yazarlarla sohbet ettiler.
Ne yayımcılar ne de yazarlar 6.Hallden hiç söz etmiyorlardı. Fuardaki en ciddi geleceklerin çizildiği, harıl harıl çalışan insanların buluştuğu yerden haberi yoktu yazarlarımızın.
Fuar giriş kartının tek okutulduğu kapıdan geçmeden önceden bilgisayarda randevumun olup olmadığına bakıldı. Önlerindeki dilek ağacına herkes bir umutla istediğine mesaj bırakabiliyordu. Mesaj kutularına konulan randevu taleplerinin çoğu saat yokluğu nedeniyle geri çevriliyordu. Randevu kartımla içeri girdim. İlk bakışta bir lokantayı andırıyordu. Uzun eşek oyunu oynar gibi dizilmiş masalarda görüşmeler vardı. Özel bir şekilde sesin yoğpunlaşmadıpğı salonda sanki kimse konuşmuyor gibiydi. Çıt yoktu.
Yüzlerce masa konmuştu. Her masanın üzerinde sepetler içine yerleştirlmiş taze meyveler vardı. Bir dilim meyve ya da kuruyemişle şarabını yudumlayanlar da vardı. Randevusu olmadığı için giremeyen arkadaşlarımı düşünmeden yürüdüm. İçeride neler olduğunu ben onlara anlatabilirdim. İlk kez yabancı dilim olduğu için mutluydum. Aylarca yazıştığımız İspanyol yayıncıyla başbaşla görüşeceğimi düşünürken; bir yazar, yayıncı ve menejer pazarına düşmüştüm. Şaşkın şaşkın dolaştım. Elimdeki adrese bakarak firmanın masasını buldum. Yanyana beş altı masa arada bir sütün ve uçsuz bucaksız devam eden masalar, yeni birileri.
O masalardan birine oturabilmek için aylar önceden randevu almak gerekiyordu. Belki de o masalardan birine oturma şansını ve becerisini gösteren yazar, geleceğin nobel ödülüne bir adım atmış olacaktı.
Bütün salonu dolaştım. Benim randevum 14.30daydı ve önlerinde kuyruk uzayıp gidiyordu. Daha önce hiç bir basın kuruluşunda ya da dost bir yayıncıdan 6.hall ile ilgili bir bilgi duymamıştım. Gördüm ve anladım. Ellerinde tekerlekli arabalarla fuar içinde dolaşanların menejer, yani yazar ajansı, yeni bir yayınevi peşinde olduğunu gördüm. En ciddi görüşmelerin yeri ne3.Hall ne 5.Hall ne de 9.Hall dü. 6 Hallde zamanımı üç gün üst üste geçirirken pek çok yazar arkadaşımdan farklı bir yerde dolaştığımı biliyordum. Geleceğin çizildiği bölümde daha önceden alınmış bir randevum olması işimi kolaylaştırmıştı.
Uluslararası önceden alınacak randevularla çizgilerini çekeceklerini hatırlatmak nedense hiç bir deneyimlinin aklına gelmiyor. Kitabınızı pazarlamak, kendinize bir menejer bulmak, gazetenizi, derginizi görücüye çıkarmak istiyorsanız yabancı dilde metinlerini ve görsenlerini hazırlayın 6.Hall benzeri yerlerin yolunu tutun.
22/10/2008, Filiz Tosyalı