Size bugün sağlıktan, bir sonraki yazıda eğitimden; ya da bir başka şeyden söz edeceğim. Gerçekten Türkiye’de çok şey değişti. O veya bu kişi istediği için değil; bunlar çağın gereğiydi. Siz yurt dışında yıllarca kalıp, yaşamının belirli zamanlarında Türkiye’de yaşayan kişiler olabilirsiniz. Belki de akrabalarınıza bu konuda danışmanlık da yapıyor olabilirsiniz. İşte bu yazı dizisi size Türkiye’yi tanıtmak için
Zannetmeyin ki yönetim yanlısı bir yazı. Hiç bir parti üyesi, şirket yöneticisi veya kar gayesi güden bir eğitim kurumu kurucusu olmadığım için; rahatlıkla yazabilirim.
Türkiye’de idareler değişir. İdareler değişince pek çok şey de değişir. Yalnız devleti yönetenlerden söz etmiyorum. Kurumsallar, okullar, dernekler ve tabi DEVLET yöneticilerinin söz sahibi olduğu sistemler içinde işleyen kurumlardan dem vuruyorum...
Yönetime gelen kişinin hayalleri doğrultusunda; eğitim, sağlık gibi hizmetler yeniden planlanır. Sanki daha önce bu konuda hiç bir şey yapılmamıştır.
“En iyi fikir bende” düşüncesiyle koltuğa oturulur, başlanır çizmeye.
“Güzel fikirlerim var, önceki yöneticilerin yaptıkları doğru şeylerin üzerine yeni fikirlerimi de ekleyip daha iyisini yapacağım” düşüncesi nedense hemen hemen hiç benimsenmez. Bazen inceleme gereği bile duyulmadan, üzeri çizilir.
Başlayan çalışmalar her şeyi karman çorman eder, neyin iyi; neyin doğru olduğunu vatandaş anlayamaz. Geçiş devrelerinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle daha tadına varamadan yeni bir yöntem, yeni bir yaşam zinciri ile kuşatılır.
Aslında, seçim sonuçları ne olursa olsun; güzel ve faydalı olan, kolaylık sağlayan sistemler sürmeli. Genelde uygulanan sistemler keşfedilmez, başka bir ülkenin uygulamalarından alınır. İyi niyetle de uygulanmaya başlanır. Herkes bu ülkeye bir şeyler yapmak için iş başına gelir, “....sizin ÜLKENİZ...” “.....sizin şirketiniz....” diye başlayan övücü sözler’den her yönetici hoşlanır. Doğrunun üzerine yapılandırmak, geliştirmak daha kolaydır. Yıkmak ve yapmak sorunları da beraberinde getirir.
TÜRKİYE’DE SİGORTALININ İLACI
Size bu yazı dizimde değişen sistemler içinde sağlık sisteminde yaşadıklarımı anlatmak istiyorum. Doktorlar ve sağlık personeli mutsuz olabilir, ben onların mutsuzlukları üzerinde durmayacağım. Durumları iyi mi kötü mü, araştırma şansım da yok. Ben sadece hasta bir vatandaş olarak, daha doğrusu sigortalı bir hasta olarak size yaşadığım keyifli güvenceyi anlatmak isterim. Şu anda sağlık konusunda bir sigortalı hasta olarak hiç bir sıkıntı çekilmez diyemem, ama ilaç konusunda yaşadıklarımı size yazabilirim. Yeterki sigortalı hasta ne yapması gerektiğini bilsin. Eski sistemle rahatlıkla işini gördüren, tanıdık metodunu kullanan kişiler, sıkıntıya düşmüş olabilir. Bu sistemde tanıdık söz konusu değil. O bazıları şimdi bizler gibi kurallara uyarak tedavi olmayı göze alırlarsa hiç bir şeyden yakınmazlar.
Örneğin; özel bir hastanede özel sigortanızla tedaviye başladınız. Bu sizin tercihiniz. Sıra ilaca geldi, hemen birini gönderin, vatandaşlık numaranızı verin; reçeteniz tamamlanıp gelsin. Sigorta karnesi, sağlık karnesi, bin tane soru gerekmeden işlemleriniz yapılabilir. Hastanelerde ilaca sıra geldiğinde yaşananlar çok güzel. İster özel hastane olsun, ister devlet hastanesi sistem aynen çalışıyor. Reçete ve vatandaşlık numaranız varsa, Sosyal Güvenlik kurumunuzun size sağladığı olanaktan yararlanabilirsiniz.
Devamlı kullandığınız bir ilacınız varsa onu yine vatandaşlık numaranızla alabilirsiniz. Size en yakın bir sağlık ocağından yazdırabilirsiniz. İlaç üstüne ilaç almaya kalkarsanız tabi ki bunu yapamazsınız. Size intenetten çıkarılan bir listede hangi tarihe kadar hangi ilacı alamayacağınız verilir. Bir Avrupa kurumunda bile buna raslayamadım. Aldığınız bütün ilaçları kullanmak ya da bir sonraki kullanım için saklamk zorundasınız. Elinizdeki ilaca değer vemeyi öğreten bir sistem. Komşuyla ilacı paylaşma dönemi gerilerde kalıyor. İhtiyacı kadar ilaç hastaya sunuluyor. Böylece gereksiz ilaç tüketiminin önüne geçiliyor. İlaç firmalarının, yabancı firmaların anlaşmalarının karmakarışık olduğunu düşünenler, sorunları varsa tabi ki çözmeye çalışacaklar. Bizler bilinçli ilaç tüketimiyle sağlık sisteminin yürümesine katkı sağlamak zorundayız. Siz siz olun sakın bu konunun yurt dışında daha farklı çözüldüğünü sanmayın. Doktor ilacı verir. Fazlası doktora iade edilir. Böylece diplomasız doktorlar da ortadan kalkmış oluyor( Yani kendi aldığı reçeteden başkasını yararlandıranlar).
Bazı kuruluşlar da her ne kadar hastanın gidip kendi ilacını alması istense de, bu sorunun çok yakında çözüleceğini tahmin ediyorum. Zaman zaman vatandaş da yazıp çizerse sorunlar daha çabuk halledilebilir. Her zaman, her hasta sokağa çıkabilecek durumda olmuyor. Büyük şehirlerde bazen ekonomik koşullar nedeniyle oradan oraya da gidilemiyor. Bu gözönünde bulundurulmalı, özellikle KIZILAY polikinliklerinin uyguladığı, hastanın kendisinin; kendi ilacını ancak kendisinimn alma zorunluluğu kaldırılmalı.
10/07/2008, Filiz Tosyalı