İsteriz ki basın sesimizi duyursun. Ulaşsın köşe bucak her yere. Her göze değsin bilgi, eğitim. Çağdaşlık yüreklere yerleşsin. Gazeteci olup da bazı olaylarda heyecan duymamak olanaksızdır aslında.
Brüksel’i bildiğim için konuşabilirim. Şanslısınız. Neyi duyurmak isterseniz duyurabiliyorsunuz. Yaptığınız etkinlikler gazetelerde yerini alıyor.
Şöyle düşünün; bir yıl uğraşıyorsunuz bir çalıştay hazırlıyorsunuz. 350 Okul müdürünü ve ne kadar semt varsa o kadar da İlçe müdürünü bir araya getirmeyi başarıyorsunuz.
Amacınız her ne kadar en güzel anaokuluna ödül vermek olsa da; hedefiniz anaokulu eğitimin önemini kavratmak.
2000 km yaparak yerine getirilen bu çalışmanın başbaşa geçirilmesi hakkı olabilir mi? Anaokulu eğitiminin ne kadar önemli olduğunu artık kabul etmek zorundayız.
Kısacık konuşmamda; “idealleri ve yüksek değerleri ömürlerinden daha uzun olacak bireyler yetiştirmenin ilk noktası anaokullarıdır” derken, erdemli ve donanımlı bireyler eğitecek anaokulu yöneticilerinin yalnızlığını gördüm. Keşke diyorum Brüksel o kadar uzak olmasaydı. Bu gerçek öğretmenlerin sunumlarını yansıtan dostlarım burada olup heyecanı kağıda ekrana taşısaydı. Çalıştaydaki güzellikleri aktarsaydı. Öğretmen olmadıpım halde Milli Eğitimin yaptığı “1. Anaokulu Çalıştayını”nın açılış konulmasını yaparak çok büyük bir onur taşısam da, gözyaşımı içime attım.
Onlarca il ve ilçe müdürlerinin katıldığı toplantıyı açmak bana düşünce, Binfikir de yazıyor olmam gözler önüne geldi. Eğitime ve halkın yaptığı etkinliklere çok değer veren bir gazetenin yazarı olduğum için, etrafta tek bir basın mensubu göremeyince duygularımı kontrol edemez oldum. O çalıştayda, satırlara geçecek, kameraya yansıyacak o kadar güzel şeyler vardı ki; 41 yıllık anaokulu öğretmenin anıları... Eşya taşıyarak ortaya çıkan, ve destek bekleyen anaokulunun genç müdürü gözyaşları içinde, heyecanla titreyerlk plaketini aldı... Her şey yazılmaya değerdi.
Bir gece sonra da, “biz dans yarışması için gelmiştik” diyen, genç ve güzel bir basın çalışanıyla karşılaştım. Yüreğim yanmaya başladı. Nereye gidiyoruz dostlar?
Bu ülkede çocuklarımıza; okuyan, yazan model olamayacak mı? Öğretmenlerimize basın niçin sahip çıkmadı? Niye orada değillerdi? Madem ki anaokulları önemli, gelenler de niçin tek bir satır bile yazmadılar, bir süre sonra da çekip gittiler.
Bir gün Türkiye’de de okullaşma oranı Belçika’ya ulaşırsa ben sevinçten ağlarım. İstanbul’da anaokuluna gidebilen çocuk sayısı %20, 350 Bağımsız Anaokulu yöneticisiyle bir arada olmak ve çocuklarımızı konuşmak çalıştayın en güzel yanıydı.
Bu çalıştay’da Binfikir gazetesinin fikri doğrultusunda görüş ve düşüncelerimi sundum. Açılışını yapıp yüzlerce yöneticiye sizlerin adına, yavrularınız adına seslendim. Tek bir gazetecinin olmaması tek bir satır yazı bile yazılmamış olması beni yaralasa da öldürmedi. Acı olan Akdeniz Üniversitesinde hazırlanan Kibatek Sempozyumunda benzerliklerin yaşanmasıydı. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin “Deniz Edebiyatı” bir kaç satır haberle geçiştirildi. Sempozyum kitabını, yaşatabilmek için hazırlayanlar ne gerekirse yaptılar.
Üzgünüm dostlar.
20/06/2008, Filiz Tosyalı