Pek çok erkek, hanımlar tarafından beğenilmek ister. Özellikle gençler için bu daha da önemlidir. Arkadaşlık edip evlilik yolunda gidebilmek için birbirlerini tanımaları gerekir. “Genç Olmak” diye pek çok defa programlar yaptık. İzleyen izledi, izlemeyen de bir başkasından duyup fikir sahibi oldu. Ya da biz kendi kendimize program yaptık, yararı oldu diye kendimizi avuttuk. Bunu araştıracak olanaklarımız henüz yok. Bu dizide açık açık ortaya koyan genç bayanlarla röportajlarım da var. Ben bu kez köşemde yazmalıyım diye mercek altına yatıramasam da, şöyle bir fikir sahibi etmek adına sadece sonuçları yazabilirim.
Beyaz çorap giyip görücüye gelen erkekler dünyanın en ayıp davranışını yapmış gibi itildiler. Erkekler kızlar gibi takıp takıştırmadan geldikleri halde kılıklarıyla kıyafetleriyle değerlendirildiler. Sürdükleri koku, bira içtikleri bardak tipi, oturdukları masalar, götürdükleri barlar önem kazandı. Ama kızlar zamanla bunların hiç de evlilikte önemli olmadığını anladılar. Yaşadılar, gördüler, evliliğin ne olduğunu; beraberliğin nasıl mutluluğa dönüştürülebileceğini adeta satranç gibi çözümlemeyi amaçladılar. Hedefleri erkekleriyle mutlu yaşamak olunca buna diyecek tek bir sözümüz bile kalmadı. Kadınlar sanki erkeklerden bir adım önde gibi görüldü.
Bir süre sonra evlilikler gösteriş için yapılmaya başlanıldı. Önemli olan mutlu bir evlilik değildi, kiminle evli olduğun, ya da evliliği bir kenara bırakalım, kimle yaşadığındı.
Ben o zamanlar genç kızların erkekleri çok fazla ciddiye almadıklarını düşünmeye başlamıştım. Ciddiye alsalar mutlu insan çok olur diye düşünüyordum. Ama topluma baktığımda; kadın günleri altin toplantıları, göbek dansı partileri kadınları her kültür düzeyinde erkeklerden daha mutlu yaşamaya itiyordu. Bir de kadın matinelerini ekleyebilirim. Eteğini beline takıp göbek atan kadın kadına gündüz eğlenceleri...
Erkekler çalışıyor, para kazanıyor ve kızlar yaşıyordu... Sonra da çocuklarıyla kadınlar yaşıyor; yaşamın nimetlerinden yararlanıyordu. Bakıldığı zaman; kadınlar yaşamak için, kazanan erkek, para getiren erkek istiyor gibi algılanmaya başlanıldı.
Şartlar gittikçe zorlaştı; kazanmak ve tek başına ev idare etmek iyice zorlaştı. Teknoloji öyle bir ilerledi ki, sırf masaya yemek koymakla bir iki uçak bileti almakla yürümez oldu. Erkek kadının çalışmasını bekler oldu. Ev, okul ve diğer masraflar büyüdü. Teknolojinin getirdiği ihtiyaçlar arttı. Birikimli zenginle çalışarak kazanan arasındaki uçurum görüldü.
Oldu oldu, ne oldu?
Eve ekmek getirme erkek işi olmaktan çıktı. İki kişi bir kişinin yaşamını yaşamaya başladı. Ekonomik paylaşımlarla ayni evi önce Amerikalı gençler paylaştı, sonra da Avrupalı ve sonra Türkiye. O kadar fazla sayıda genç birlikte yaşamaya başladı ki, neredeyse topluma zorla kabul ettirildi.
Sizin hiç, “Genç hanımlar karşılarında nasıl erkekler görmek istiyorlar acaba” diye merak ettiğiniz oldu mu?
Benim size önerim yazıyı okumaya devam etmeden önce bir soluk alın ve kendi düşüncelerinizi gözden geçirin. Bakalım bizim araştırmamızla sizin düşünceleriniz ayni noktada çakışacak mı... . Bir çok kişi para, mal ya da yakışıklılık önemli gibi kendinde olan özellikleri ortaya atmaya kalkışsa da genç ve az da olsa eğitim almış hanımlar, seçimlerini yapmış durumdalar.
30/03/2008, Filiz Tosyalı