Sadece bize değil, dünyaya örnek olan en büyük devlet adamlarından birini yetiştirmiş bir ulusun fertleriyiz.
Bize mavi gözlerinden söz ederken devrimlerini anlattılar, devrimlerini anlatırken geleneklerine göreneklerine bağlılığından, yaşamından söz ettiler. Kahramanlıklarına, alçak gönüllüğünü, ilme ve sanata verdiği değeri eklediler.
Yaralı bir düşman askerine eliyle su içiren, savaştığı ülkenin bayrağını yerden kaldırmalarını söyleyen onurlu bir büyük komutan, başarılı bir başkomutandı o.
Savaş zamanı bile ağaç dikecek kadar doğaya önem veren, çevreye saygılı; duygusal bir Türk erkeğinden söz ediyorum.
Sizlere 10 KASIM sonrası ölümsüz bir devlet adamından söz ediyorum, Mustafa Kemal Atatürk.
Türkiye Cumhuriyetimizi bu gün de önemli kılan, fikirleriyle ulusumuzun donatıldığı büyük lider.
Yüreklere taht kuran, sıkıntılı anımızda özdeyişleriyle yolumuzu aydınlatan. çıkmaza girdiğimizde çözümü avuçlarımıza koyan bir lider.
Yaşamının her aşamasında davranışıyla bizlere örnek olan bir Ulu Önderden söz ediyorum.
Atatürk yaşamı boyunca, ülkesinin yararına olan; en ufak bir ayrıntıyı göz ardı etmedi. Komşu ülkelerde olup bitenleri önemsedi. Cumhuriyetin onuncu yılında anısı kalsın diye, dünya televizyonlarını davet edip belgesel hazırlatan, gelecek nesillere çok önem veren, ileri görüşlü bir büyük devlet adamıydı o.
Bir şanssızlık eseri Avrupalı medya tarafından görüntülenememiş olsa da; hantal çekim kablolarıyla sadece Rusların hazırladığı belgesel, günümüze onuncu yıldan onurlu ve yol gösterici bir anı olarak kaldı. Rus televizyonun davet edilmesine pek çok kişi şaşırmış ve gülmüştü. Törene katılan at arabalarının lastiklerini kimse hesaba katmamıştı. O tekerleklerin ağırlığına ancak komik ve hantal görünen teknoloji dayanabildi.
Mustafa Kemal’den önce nikahlar perşembe günleri kıyılırdı. Perşembe günü hayırlı gün kabul edilir, diğer günler kimse evlenmezdi. Kadınların yerine, aile tarafından atanan erkek vekilleri; baba dayı kardeş, amca v.b konuşurdu. Evlenmek istediğini bile kadın söyleyemezdi, bir başkasının onun adına “evet” demesi gerekirdi.
İlk kez ULU ÖNDERimizin nikahında eşi olarak, Latife Hanımefendi “evet” dedi. Üstelik Büyük Önder evlenmek için haftanın ilk günü olan pazartesiyi seçmişti.
O önemli ve anlamlı evlilikten sonra kadınlar, yeni bir hak daha elde ettiler. Evlenirken kendi onaylarını kendileri verebileceklerdi.
Özellikle kadınlar ON KASIMLARDA; Atatürk’ün devrimlerinin önemini yürekten hissetmeli, onlara sahip çıkacak delikanlılar küçük hanımlar eğitmeli. Türk kadınına yakışır bir gururla çağdaş dünyada yaşamayı hedeflemeli. Bilimde, sanatta, sosyal yaşamda en ön sıralarda Türk kadınları yerini almaya devam etmek istiyorsa Atatürk’ün Cumhuriyet Devrimlerine inanmalı, onları en ince noktasına kadar sindirip kavramalı.
11/11/2007, Filiz Tosyalı