Emirciğimin bakanlığı, Fatmacığımın senatörlüğü derken bizim izin işi de biraz geçikti. Charlescığım ile özel olarak görüşüp Emirciğimin yetkilerini arttırdım. Carolineciğim (Sp.a başkanı Caroline Gennez) de Haydar Abisinin lafını dinledi. "Madem sen öyle uygun gördün başım gözüm üstüne" dedi ve Fatmacığımı parti kontenjanından senatör atadı. Tüm bunları hallederken de bizim izin işi geçikti haliynen. Bugün bir Haydar Abi kolay yetişmiyor. Haydar Abi olmak da kolay değil anlayacağınız.
Belçika’da işleri yoluna koyduk ya, artık memleketim Adana’ya doğru yola çıkabiliriz. Bizim koçlar “yine Edirne’ye kadar konvoy halinde gidelim, şu Bulgaristan’a da bir gözdağı vermmiş oluruz Haydar Abi” dediler, ben de makul buldum. Bu işler öyle Fatmacığımın senatodaki sorusu ile hallolacak türden değil. “Sözlü soru ile uslanmayanın hakkı kötektir.” diye boşuna demiyorum! Haydar Abiniz izin yolu boyunca bir disiplin olayına girişecek ve yollarda gerekli ayarlamaları yapacaktır bundan hiç şüpheniz olmasın. Tabii haklı olarak “Haydar Abiciğim niye bu işi daha önce yapmadın. Vatandaşın çoğu izine gitti” diyeceksiniz. Amma ve lakin Belçika siyasetcilerini de yalnız bırakmaya gelmiyor. Albertciğim (Kral Albert II) özellikle rica etti ve bölge hükümetleri kuruluncaya ve Federal hükümette değişiklikler yapılıncaya kadar kalmamı istedi. Kıramadım haliynen. Federal Başbakan Van Rompuy’u çektim bir köşeye iki çift lafettim. "Bak Hermancığım" dedim, "ya bu kaçakların oturum işini halledersin ya da göç ve sığınma bakanı Turtelboom’u Somalili korsanlara veririm" dedim. O da “Haydar Abi söz 21 Temmuz’a kadar bu oturum işini netleştireceğim” dedi. Severim keratayı, sözünde de durur. Tabii çaktırmadan takoz Turtelboom’u da bu bakanlıktan almasını ima ettim. Hermancığım da beni kırmayarak başka bir bakanlık vermiş kendisine. Bana kalsaydı kendisini Somali elçisi yapardım. Hem korsanların kaçırması da kolay olurdu.
Neyse, mevzu yine dağıldı. Sadede gelelim. Sonunda bugün memleketim Adana’ya doğru yola çıkıyoruz. Yengeniz valizleri ve yollukları hazırlamış. Bizim koçlar da arabayı cillop gibi yapmmışlar. Her şey hazır. Bizim koçlar da arabaları çektiler birazdan yola çıkıyoruz. Ancaak bir defo durumu fasıl oldu. Bizim Yalkavuk “Haydar Abi siz gidin ben kalıp Nöbetçi Yazarlık yapacağım. Bu işler Cüneyt denyosuna bırakılamayacak kadar ciddidir.” Dedi ama ben yine de cakozlayamadım olayı. Sonra döküldü ağzındakı baklayı. Neymiş efendim, Binfikir yazar çizerleri tatile gitmiş de Brüksel’de kalan Cüneyt Tamoğulları kendisini “nöbetci yazar” ilan etmiş. Bırakın kardeşim bu nöbetci yazar muhabbetini. Yapacaksanız adam gibi yapın bu işi. Ne zaman başınız sıkışsa yumurtluyorsunuz yok efendim Nöbetçi Yazar, yok efendim Nöbetçi Çizer.... Tam yamuk çizer İsmail’den kurtulduk diye sevinirken sevincimiz kursağımızda kalıyor. Nereden çıktı bu Cüneyt denyosu? Yazarlığı nereden geliyor? Kaç kitap yazmış, Belçika yazar kartı var mı? Üstelik ben bu denyoya güvenip 2 koyunu vermem ki siteyi kendisine bırakayım. Bu kardeşimiz nöbette uyur...
Velhasılı kelam Yalkavuk ısrar edince kendisini nöbetçi yazar Cüneyt’i kontrol etmek için Brüksel’de bırakmaya karar verdim. Nöbette uyur muyursa anında bana rapor edecek. Ayrıca Belçika’da Haydar Abisinin gözü kulağı olup önemli olayları bana rapor edecek. Biz de gözümüz arkada kalmadan yola çıkacağız.
Mevzumuz bu. Birazdan yola çıkıyoruz. Arabada okey takımları da mevcut. Yolda mola verdikce hemen bir okey çevireceğiz. Yıl boyunca doğru dürüst oynayamadık şu mereti. Yolda ısınır, Adana yaylalarında da acısını çıkartırız artık.
Hepinize iyi tatiller.
Koçca Kalın
18/07/2009, Haydar Abi
Not: Tatile çıktım diye yazmayı bırakmadım. Arasıra yine sizlerle birlikte olacağım. Aslında bana kalsa siteyi Adana’ya bağlayalım ve tatilde Adana haberleri verelim diyorum ama bu entoş dantoş takımı “Biz Belçika’nın Türkçe güdemiyiz” deyip duruyor. Gündeminizi yesinler sizin!