Merhaba Koçlar,
Epeydir bana gönderdiğiniz e-mail ve mektuplara cevap veremiyorum. Sevgili Yalkavuk’un gönderdiğiniz mektuplardan yaptığı bir
seçmeyi cevaplayacağım. Kalanları da fırsat buldukca cevaplamayı düşünüyorum. Meşgulüz haliynen.
GÜLMEK VE AĞLAMAK KADINLARIN TEKELİNDE Mİ?
Bülent T (Brüksel): “’Ne gülüyorsun karı gibi!’, ‘Ağlama lan öyle karı gibi’ ve buna benzer birçok deyim var Türkçemizde. Hepsi de sizin gibi d-ayı erkekler yüzünden. Ağlamayacaksın, gülmeyeceksin, hiçbir duygunu göstermeyeceksin... Erkekler ayı mı Haydar Abi? Bizlerin de hisleri var. Bizler de yeri gelince gülmek istiyoruz. Bu gülme ve ağlama tekelini kadınların elinden alma zamanı gelmedi mi? Kadınlar günü vesilesiyle bu konudaki görüşlerini öğrenmek istedim sevgili Haydar Abiciğim. Biliyorum senin o katı görünen suratının altında sevimli mi sevimli bir insan evladı yatıyor.”
Haydar Abi: Mevzuya yamuklama dalmışsın ama sonrasında benimle ilgili güzel sözler söyleyerek durumu kurtardın. Doğrudur, delikanlı
olmak zordur. Bugün bir Haydar Abi kolay yetişmiyor. Hatta Emirciğim (Emir Kır) “Haydar Abi hazır bakanlık sürem dolmadan seni de
tarihi eser olarak korumaya aldıralım. Bugün Brüksel’in simgesi olarak Atomium ve İşeyen Çocuk heykeliyle birlikte anılır oldu adın. Hatta
balon yürüyüşünde bile bazı kişiler balonlar arasında niye Haydar Abi yok diye sormuşlar” dediyse de bizim öyle taraklarda pek bezimiz olmaz.
Neyse konuyu yine dağıttık. Sadede gelelim. Bu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dalgası tamamen saçma bir gün. Böyle günleri paylaşmanın
alemi yok. Kafamın tasını arttırmayın tüm günleri Dünya Delikanlılık Günü ilan ederim.Tabii ki insanız, güleceğiz de, ağlayacağız da. Amma ve lakin bunun da bir raconu var. Delikanlı adamın nasıl davranması gerektiği konusunda hazırladığım el kitabını sana postalıyorum. Grevlerden sonra eline geçer. Mevzuyu iyi anla ve öyle ortalıkta karılar gibi ağlayıp sırıtma. Şimdi bi tarafını yamultmadan toz ol bakalım gözümden! Haa bu arada d-ayı senin babandır!
KAÇAKLARA AF BOŞ LAF!
Mülayim W. (Genk): Haydar Abim kusura kalma soyadımı uyduruk yazdım. Belçika’da 7 yıldır kaçak olarak kalıyorum ve dört gözle bu kaçaklara af olayını bekliyorum. Abi sahi bu af çıkacak mı? Acele cevap gözünün yağını yediğim Haydar Abim benim.
Haydar Abi: Durumunu gayet iyi anlıyorum Mülayimciğim. Aslında hükümet anlaşmasında her şey açıklandı ama bu Turtelboom takozluk yapıyor. Bu işten sorumlu bakan ve maalesef insandan daha çok robotu andırıyor. Bizim koçlardan da bayağı kaçak var ve aslında gerekeni yapmak istiyorlar ama ben engel oluyorum. 7 Haziran seçimlerine kadar bu sorunu çözdü çözdü. Aksi takdirde kendisini tamamen taş haline getireceğiz. Sadece kalbi değil kendi de çimento yardımıyla heykel haline getirilecek ve ibreti alem için Brüksel’in göbeğine dikilecek. Buradan uyarıyorum kendisini. Annemiekızım, bak sonra demediydin deme!
OKEYDE BÜYÜ OLMAZ!
Celal Iskata (Anvers): Yıllardır okey oynuyorum ve şimdiye kadar bir kez olsun okey atamadım sevgili Haydar Abiciğim. Sen bu işin gurusu olarak bana yol gösterir misin? Yoksa bana büyü mü yaptırdılar. Okey için büyü olayı geçerli midir?
Haydar Abi: Yalkavuk iyi etmemiş. Ciddi meseleleri yazarken bu okey sorusu da nereden çıktı şimdi. Neyse cevaplayacağız haliynen. Bak Celal koç, büyü müyü olayı ile kafayı sıyırtmışa benziyorsun. Okey oynamak bir zeka ve yaratıcılık işidir. Tabi genel prensipleri bilmek yetmez. Strateji ve taktik olayı da çok önemlidir. Buradan yazmakla olmaz. Bir gün Brüksel’e gel ben sana bizzat uygulamalı olarak göstereyim!
19/03/2009, Haydar Abi, Binfikir Gazetesi Mart 2009 köşe yazısı