Merhaba Koçlar,
Haydar Abi ile Kültür Sanat Muhabbetleri’ne hoşgeldiniz. Hemen uyarayım. Bu muhabbetimiz ''Delikanlı adamın muhabbetidir. Light'lar ve yumuşaklar dinlemesin!” lütfen.
BAZI KONULARA AÇIKLIK GETİRMEK ŞART OLDU
Geçen tam okeye dönüyorum. Yine elimde çift OKEY var ve okeyin de biri boş. Bizim çocuklar gelip kulağıma fısıldadılar. Radyo Anatolya’dan Ramazan Kurt sana geçen programların kayıtlarını getirmiş, “Abimize yamuk bir durum olmasın. Dinlesin de kıytırık bir mevzu varsa düzeltelim” diyormuş. Neyse oyuna biraz ara verip Ramazancığımla bir çay içtik. Ben böyle teknik işlerden anlamam ama Ramazan ben yokken yayınlanan programlarda benimle ilgili kısımları dinlettirdi. Sağolsun Ramazan’ı çok severim. Bi çay daha iç dedim ama işi varmış. Neyse mevzuya gelelim, yani sadede. Ramazanın yanında bozuntuya vermedim ama geçen Artfikir programlarında benimle ilgili söylenenler kafamın tasını attırdı. Canım anında tas kebab çekti. Ben de böyle olur, ne zaman kafamın tası atsa canım tas kebab çeker. Bir acayip sinirlenme ve sindirim sistemi ilişkisi. Henüz bilim adamları da bu vaziyeti çözemedi. Bilimi milimi bi tarafa bırakıp hemen önemli konulardaki düzeltmeleri yapayım.
Bir... Programa İsmail Doğan konuk edildi diye tavır koyduğum doğru değil. Ben yamuk çizeri kaala almaya bile layık görmüyorum. Zaten onu adam yerine koyup davet edende kabahat. Bir de hakkımda ileri geri laf etmesine fırsat vermişler. “Haydar Abi entelliği bıraksın. Kültür sanat ona mı kaldı. Gitsin kahvede okey oynasın. Biz gelip onun okeyine karışıyor muyuz?” diyor bu dallama İsmail Doğan. Bizim çocuklar “Haydar Abi kendisinden absürd bir karikatür çalışması yapalım, gerekli yerlerinde gereksiz deformasyon olayına girelim, bol gereksiz taramalı bir yanuk Doğan karikatrü yapalım” dediler ama ben yaptırmadım. Benim yok saydığım birinin karikatürü de olamaz haliyle. Bugün Haydar Abi’den dayak yemek bile bir ayrıcalıktır. Haydar Abi öyle herkesi muhatap almaz.
İkinci bir mevzu ise paskalya tatiline gittiğim... Yok baba yok. Bu iş öyle olmaz. Yalkavuk yine lafı dödünden anlamış. Söylenenler kısmen doğru. Evet Kalıcı hükümetin kuruluşunda bayağı bir katkım oldu ve yoruldum. Haliynen de dinlenmeyi hakkettim. Ama Paskalya tatili olayı delikanlıyı bozar. Şöyle Adana’ya gidip eş-dost göreyim istiyordum. Sağolsun durumdan Desti Travel’dan Aydın ve Sadık haber almışlar. Hemen Eskişehir’e direkt uçuştan bir bilet yolladılar. Para vermeye kalkıştıysam da almadılar. Desti Travel’da Haydar Abi’nin parası geçmez diyorlar. Neyse yine mevzuya döneyim. Eskişehir’e iner-inmez Tayyipciğim aradı. “Haydar Abi, geleceğini haber aldık. Bizim çocukları gönderdim. Özel uçağımla seni Ankara’ya getirecekler. Durum bildiğin gibi değil. Ülke gerildi. Sana ihtiyaç var”. Tabii durum vahim. Ben de gerilmişim ve dinlenmeye ihtiyacım var ama Vatan’ın gerilmesi daha önemli. Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır... Yani işin aslı bildiğiniz gibi değil. Ankara’da Tayyipciğim, Abdullahcığım. Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli ile üst düzeyde durum değerlendirmesi yapıp ortalığı sakinleştirdim. Daha bu sabah döndüm Ankara’dan.
Olay böyledir. Haydar Abi’yi dinleyeceğim diye radyonun başına geçen benim Brükselli Türk delikanlısının gerçeği bilme hakkı vardır. Zaten medya yamulmuş ama Haydar Abi yamulmaz. Bu böyle biline! İsterseniz biraz da kültür sanat olayına el atalım. Önce bir film değerlendirmesi, sonra da fuarda kültür sanat mevzuları
OSSURUKTAN KOMEDİ
Bizim çocuklar çok ısrar etti ama ben yine de gitmedim. Eee gitmeden film eleştirisi yapılır mı diyeceksiniz şimdi. Biz bişey yazıyorsak bişey biliyoruz da yazıyoruz. Bugün bir Haydar Abi kolay yetişmiyor. “Bu ne saçma hayat, bu ne kopuk yaşam bu ne bohem hayat” falanla olmaz bu iş. “Danıtacağım ayağına 20 milyonu cebe indiragandi ha” replikleri delikanlılığı bozar. “Kapı benim kapım olduğu için sorun yok” diyerek köpüklü vücutla kapıya tecavüz durumları da bizim bünyemizi kaldırmaz. Şimdi Haydar Abi filme gitmediysen bu replikleri nereden biliyorsun diye bir soru sorabilirsiniz. Sorun, sorun.. Çekinmeyin!
Evet internette filmin parçalarını gördüm. Üstelik ben tavır koyup filme gitmesem de bizim çocuklar arasında en kafası çalışan elemanımızı filmi izlemeye gönderdim. Yalkavuk bizzat gitti ve Haydar Abisi için filmi izledi. Yalkavuk her ne kadar ben yokken haddini aşıp, beni polemiklere sürüklese de kendisine güvenirim. Kendisi bizzat filmi tek kelimeyle özetledi: “Ossuruktan komedi yapmışlar Haydar Abi”. Elin oğlu yapıyor da izleyen nasıl izliyo. Ben de bunu anlamış değilim. Alem döt oldu diyorsak boşuna demiyoruz. Alem döt olunca insanlar da böyle ossuruktan komedilere gülüyorlar. Kültür sanat elden gidiyor dostlar. Yetişin.... Yakında başımıza gökten mok yağacak!
BURHAN ÖÇAL AYIP EYMİŞ
19:30’da basın toplantısı yapacağını söyleyen Öçal hastalığını bahane ederek basın toplnatısını iptal etmiş. Kardeşim hastaysan akşam nasıl sahneye çıktın. Harbi ol canımı ye. Basın emekcilerini son anda yüzüstü bırakmaya hakkın yok. Biraz saygı lütfen. Yaptığın delikanlılığa yakışmadı, bunu bilesin!
FUAR’DA ŞAKLABANLIKLAR
İsmail Doğan kara poşetle eylem yapıp dikkat çekmeye çalışmış. Soyun desen soyunacak. Hatta gominis geçinen bu yamuk çizer alkışlardan hızını alamayıp “Türk oğlu Tüküz, tabii ki Türkiye ile ilgili de çizeceğiz” demiş. Kedi olalı bir fare tuttu sonunda.. Buyurun İsmail bey, önden geçin... Aramıza hoşgeldiniz. Sizi de milliyetciler arasında görmek bizi sevindirir. Başka bir mevzu ise yazar-çizer geçinen entoş dantoş takımının körlerle sağırlar birbirini ağırlar muhabbeti. Mustafa Kör’ü çağırmışlar ama hep kendileri konuşuyor. Be hey entoşlar, madem taa Limburg’dan Mustafa’yı davet ettiniz, bırakın da o anlatsın. Yok ama öyle değil. Bu programı hazırlayıp-sunan Cüneyt bey bile sanatçı kontenjanından hayat hikayesini anlatmış. Neymiş efendim Belçika’da yaşamaya son 2 yılda başlamışmış... Yalan dolan... 7-8 kişi toplanmış mastürbasyon yapıyorlar. Yok kardeşim bulaştırmayın fuarı bu işlere... Gidin başka yerde dökün içinizi. Daha da olmadı bir psikiyatra gidin. Fuar sizin bedava grup terapi yeriniz değil!
Haa az kalsın unutuyordum. “Avrupalı Türkler ve Mizah” konusunda da Erdinç Utku, Recep Cirik ve İsmail Doğan sahneye çıkıp soytarılık yapmışlar. Avrupa’da Türklerin mizaha yaklaşımı falan... Kendilerince dalga geçiyorlar. Bu denyolar ipin ucunu iyice kaçırıp, Haydar Abi”nizi de tartışmaya karıştırmışlar. Doğal. Kendileri reyting toplayamayınca benim ünümden yararlanmaları gayet doğal.
Başka bir denyoluk ise Fikret Aydemir yapmış. Taa Frankfurtlardan Gürselciğimi (Gürsel Köksal) getirtip, ağaç gibi dikmiş. 15.00’de başlaması gereken forum kimse gelmeyince 16.30’a ertelenmiş. Forum da forum ha... ben öyle foruma ko... neyse asabım yine bozuldu. Geçen yıl Binfikir’in düzenlediği forum gibi bişey bekleyen Gürselciğim umduğunu bulamadı. Tabii gayet doğal. Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer... Daha da olmadı kafayı yer.
Haydar Abi bu fauarın hiç mi olumlu tarafı yok. Hep eleştiriyorsun diyenlere de cevabım hazır. Evet var. Sevim kızımızın sevimli resim sergisi ve sevimli çayları fuara damga vurmuş. Karmez dönerin bedava dönerlerini özellikle Binfikirciler götürmüş. Binfikir standı ise ziyaretcilerin ilgi odağı olmuş. Bunu gören başka bir gazeteci Geçen yılın Mart sayısını fuarda korsan afiş gibi asmış. Doğal Binfikir 2008 Mart sayısını fuarda sergilerken o da 2007 Mart sayısını afişlemiş. Farketmez sonuçta ikisi de Mart sayısı!
Fuar’da Ramazancığım da Radyo Anatolya yayını yapmaya çalışmış ama 2 saatlik bir yayından sonra olay başlamadan bitmiş.
Anlatılacak çok şey var ama bana ayrılan süreyi bu hafta da aştım. Bana müsade sevgili koçlar. Haftaya yeni mevzularla ve sanat aleminden haberlerle karşınızda olacağım.
Koçca kalın!
Bu alemin ve tüm alemlerin en baba abisi Haydar Abiniz.
02/04/2008, Haydar Abi (Bu metin 31 Mart Pazartesi akşamı Radyo Anatolya’daki Artfikir programında yayınlanmıştır.)