Hayt Huyt Park
“Delikanlı adamın köşesi...
Lightlar ve yumuşaklar okumasın!”
MONA RIZA!
Radyo Anatolya’da yaptığım haftalık “Kültür Sanat Muhabbetleri”m bazı denyoları kıskandırmış. Haydar Abi sanat eleştirmeni oldu diye Mona Lisa’yı photoshopla Haydar Abi şekline çevirmiş, Mona Lisa’yı Mona Rıza yapmışlar. Ee bunu yapan yapıyor da alıp Binfikir sitesinde yayınlayana ne demeli! Kardeşim, tamam anladık herkese açık bir platformsunuz, iyi biliyoruz! Ama her photoshopa el atanın yaptığını siteye koymayın lütfen. Sanat yeteneği olan gider sanat yapar, yeteneği olmayan da benim gibi kültür sanat muhabbetleri. Sanat eleştirmeni olduk da senin tavuğuna kışt mı dedik. Babanın bostanına mı girdik? Niye rahatsız oluyorsun, yaran mı var da gocunuyorsun? Neyse seni Yalkavuk’a havale ediyorum, o gerekeni yapacak. Photoshop kursuna başladı, yakında denyo fotomontajların piyasaya sürülecek. Delikanlı adama photoshop vız gelir. Biz imaj değil harbilik peşindeyiz. Bu böyle biline!
ENTOŞLUK DELİKANLIYI BOZAR
Birkaç haftadır Radyo Anatolya’da kültür sanat mevzuna el attık diye ortalıkta “Haydar Abi de entoş-dantoş kervanına katılıyor” dedikodusu dolaşmaya başlamış. Entoşluk delikanlı adamı bozar, bizim bünyemiz kaldırmaz. Kültür sanat olayını bu entoş dentoşlara bırakmayalım. Yoksa giderler kafalarına göre festival falan düzenlerler. Nitekim öyle de oluyor. Siz hiç şöyle delikanlı bir sanat olayı gördünüz mü Belçika’da. İşte meydanı boş bırakmayalım diye olaya el atıyoruz, elin oğlu durmuyor hemen çamur atıyor: Neymiş efendim “Haydar Abi entoş oluyormuş”. Yok deve. Dünyada en son akla gelebilecek şeydir bu. Neyse nasıl algılandığımız da önemlidir bu delikanlılık aleminde.
Haliynen bu sayıda sanat-manat ayaklarını bırakıp, harbi politik mevzulara
dalış yapacağız. Biriken mektuplarınızdan bir bölümünü yayınlayarak, Haydar Abi’nizin entoş olamayacağı konusunda biraz rahatlamanızı sağlayayım. Geçen gün kahveye gittiğimde anlamalıydım. “Haydar Abi ne iş artık kahveye gelmez oldun” diye soranlar aslında bu entoşluk mevzunu dile getiriyorlardı demek ki. Allahtan hemen oracıkta bir OKEY çevirdik de Haydar ABi’nizin OKEY konusunun ordinaryüs profesörü olduğu bir kez daha tescil edildi. Oyun sonuna kadar sürekli okey atarak kimsaya göz açtırmadan oyunun sonunu getiren abinizle gurur duyabilirsiniz. Tescil dedim de aklıma geldi. Yoksa
bu okey uzmanlığımı tescil mi ettirsem. Yoksa kötü işadamı Adem gider
bunu da üzerine tescil ettirir.
MEKTUPLARINIZ
Ali Baş: Haydar Abi, bu Leterme sahiden mi hastalandı yoksa politik bir manevra mı? Durumun aslı nedir, sen bugüne bugün Karal Albert’in arkadaşısın. Lütfen bizi aydınlat!
Sevgili Ali. Durumu iyi çakozlamışsın. Bu sindirim sisteminde kalıcı
bir hastalık olan Belçika politik sistemindeki sorunları aşmak için yapılan
küçük bir operasyondur. Olay tamamen benim de bilgim dahilinde
ve de onayımla olmuştur.
Sevgi Güzel: Caroline Gennez zeytin ağacı koalisyonu önerdi. Bu ne
iştir Haydar Abiciğim?
Gene mi Gennez! Bu kızın yaptığı pişmiş aşa su katmaktan başka bir şey değil. Liberallerin olmadığı bir koalisyon istedi. Liberalsiz koalisyon delikanlıyı bozar. Ben şahsen rahmetli Özal’dan beri liberalim.
Celil Günaydın: Sarkozy seçimlerde kaybetti. Bu iyi bişey mi Haydar
Abi?
Sarkozy ile Kozy, şey yani kozu paylaştı Fransız halkı. Türkiye’nin AB üyeliğine taş koymanın bedeli işte budur. Biz zaten seçimden önce bizim koçlarla birlikte Fransa’daydık ve gerekli çalışmaları ve kampanyaları
yaptık. Fena da olmadı.
Filiz Yılmaz: Guy Verhofstadt siyasete bir yıl ara verdi. Nedir bu işin
aslı Haydar Abi ?
Guy iyi çocuktur. Şahsen severim kendisini. Son geçici hükümet olayı ve koalisyon görüşmeleri çocuğu yıprattı. Geçenlerde Gent’te oturduk birlikte bir yemek yedik. Ben de “madem öyle, al şöyle bir yıl izin, gez anasını satayım” dedim. “Hem kafayı dinlersin, hem de 2009 seçimlerine hazırlanırsın” dedim. Demek ki önerimi dikkate aldı. İyi de etti. Yazık. Çocuk biraz dinlensin.
28/03/2008, Haydar Abi, Binfikir Gazetesi Mart 2008 sayısı köşe yazısı