Merhaba Koçlar,
Haydar Abi ile Kültür Sanat Muhabbetleri’ne hoşgeldiniz. Hemen uyarayım. Bu muhabbetimiz ''Delikanlı adamın muhabbetidir. Light'lar ve yumuşaklar dinlemesin!” lütfen.
Şu 0090 Sanat festivali olayını nihayet bitirmiş bulunuyoruz. Yok abi böyle sanat manat ayakları yaş. Nihayet kahveye dönüp Okey olayına biraz zaman ayırabileceğim. Bu 0090’cıların getirdiği dans, tiyatro falan bize göre değil hocam. Arada Şahika kızımızın babası olmasaydı zor giderdim ben taa Anvers’e. Bu dingiller deneysel takılmak uğruna bizi deneye çevirdiler. Ulan bırakın vatandaşın beyniyle daha fazla oynamayın. Biraz Okey dönelim de kafayı dinleyelim.
Şimdi 0090’a alternatif olarak ortaya attığım “906090 Haydar Abi Festivali” bazılarına esin kaynağı olmuş. Geçen Ulaş bizim kahveye geldi, “Haydar Abi, 0090272 Emirdağ Festivali düzenlemek daha iyi olmaz mı?” diye soruyor. Meğer 272 Afyon’un telefon koduymuş. Ulan kod mod olayını bırakın... KODum mu oturturum valla!
Neyse şu cenabet 0090 olayını bırakıp başka konulara ve alemlere yelken acalım biraz. Bizim çocuklarda bir sinema merakı başladı bu günlerde. Tabii Kabadayı filminin bunda etkisi malum. Kolay değil, Haydar Abilerinin hayatı film olmuş. Artizleri sevmesem de sinemayı ve filmleri severim. Haa işte ... ya ben ne diyecektim... şey yani.. bizim çocuklar yav.. geldiler “Recep İvidik film yapmış, bir film de sen yapsana”diyorlar. Ulan filmse al sana Kabadayı.... benim öyle sulu olaylarla işim olmaz. Aleme soytarı olup, karizmayı çizdiremem. Sağolun ben almayayım... Zaten benim öyle İvedik’le mivedikle işim olmaz. Beyaz perdeden yeterince yansıdık. Bu kadarı yeter.
Bizim çocuklardan şöyle kafası doğru dürüst çalışan bir yalkavuk var. Geçen hafta verdiğim Okey oynamama ve bıyık bırakmama cezasını “iyi hal” indiriminden yararlandırarak affettim. Severim keratayı nihayetinde... Caretta Caretta gibi böyle yalkavuk gibi kerataların da soyu tükeniyor. Acaba korumaya mı alsak diye de düşünmüyor değilim! Geçenlerde “Abi dedi, filmin yapıldı, şimdi de anılarını yazıp kitap haline getirelim” Fena fikir değil. Bizim anılardan ansiklopedi olur mübarek!
Geçen hafta sorularınıza cevap vermiştim, bu hafta da bir iki soru cevaplayayım diyorum, ne dersiniz? Hayır diyecek yiğit daha anasının karnından doğmadı. Haydar Abi ne isterse onu yapar. Buna ne Cuneyt ne de Sepil müdahale edemez. Bugün bir Haydar Abi kolay yetişmiyor?
Gelelim sadede. Schaerbeek’ten “Dizel” rumuzuyla yazan bir okurum, “ne tür filmlere gidersem, kız tavlama şansım daha yüksek olur?” diye soruyor. Yok deve. Ulan biz burada Kültür Sanat Muhabbeti yapacağız dediyesek “geyik muhabbeti” yapacağız demedik. Denyo, geyikliğin alemi yok, yıkıl karşımdan!
Laken’dan Cemal güzel bir soru sormuş, ama ben biraz alındım. Cemal bakın ne demiş: “Haydar Abi Belçika’da her şeyin bir müzesi var. Sen de bir Haydar Abi Delikanlılık Müzesi açmayı düşünüyor musun?” Soru güzel de biraz da hınzırlık var bu soruda. Ulan Cemal... ne demek istiyorsan açık söyle. Delikanlılık henüz ölmedi ve müzeye kaldırılmasına da gerek yok. Çaktırmadan dalga geçtiğini sanıyorsan yanılıyorsun. Kafamı bozma, bir kafa atarım, öbür dünyaya yatay geçis yaparsın...
Neyse koçlar.. Yine beni sinirlendirdiler. Bana biraz müsade. Gideyim de kahvede biraz okey atıp rahatlayayım.
Bu alemin, sanal alemin ve delikanlılık alemi de dahil tüm alemlerin en harbi abisi Haydar Abiniz gözlerinden öper.
Bu arada küçük bir hatırlatma yapayım: Hayvanlar Aleminin de en baba abisi sen misin diye email yazan dingilin IP adresini tespit ettiriyorum, kendisine gereken yapılacaktır. Neyse uzatmayayım.. Haftaya görüşmak üzere. Koçca kalın!
28/02/2008, Haydar Abi (Bu metin 25 Şubat Pazartesi akşamı Radyo Anatolya’daki Artfikir programında yayınlanmıştır.)