Önümüzdeki Bölge ve Avrupa Parlamentosu seçimlerine yaklaşık beş haftalık bir süre kaldı, Belçika vatandaşı, “göçmen kökenli vatandaş”, … herkesi yakından ilgilendiren seçimlerden, maalesef sokaklar renk-renk afişlerle süslenmedikçe, bir çoğumuzun haberi olmuyor. Belçika’da yaşayan göçmenler ve göçmen kökenli vatandaşlar -Türk toplumu başta olmak üzere- çanak anten sayesinde akşam evine kapandığında yaşadığı ülkeyle tamamen ilişkisini kesiyor.
Oturduğu sokakta çıkan yangından haberi olmazken, üç-dört bin kilometre uzaktaki en ufak olaydan haberdar olabiliyor. İlkokul sıralarında öğrendiğimiz oy kullanmanın yurttaşlık görevi olduğunu çok çabuk unutuyoruz. Son belediye seçimlerinde beş yılık oturum kartı olan göçmenlere, seçmen listesine kayıt olmak şartıyla oy kullanma hakkı verilmişti. Bu hakkı kullananlar bazı illerde yüzde yirmi oranında kaldı.
Diğer taraftan, sandık başına gidip de oyunu gerektiği gibi kullanamayan göçmen kökenli seçmenlerin sayısı ise bir hayli fazlaydı. Son yıllarda Avrupa ülkelerinin bir çoğunda ekonomik ve sosyal olanakların daralmasından kaynaklanan yeni toplumsal sıkıntılar, bazı siyasi partiler tarafından seçim malzemesi olarak kullanılıp göçmen toplumlara fatura edilmektedir. Bu nedenle, göçmen kökenli seçmenlerin oylarını gerektiği gibi kullanarak bir taraftan yurttaşlık görevini yerine getirirken, diğer taraftan da sorunlarını dile getirecek adayları seçme hakkını dikkate almalıdır.
Oy kullanmak mecburidir
Belçika’da oy kullanmak mecburidir. Seçmen listesine kaydolan her vatandaşa oy pusulası gönderilir ve bu vatandaşların seçim bürosuna gitmeleri
mecburidir. Seçmenlik görevini yerine getirmeyen kişiler yasal ceza riskiyle karşı karşıya kalabilirler.
NASIL OY KULLANILIR ?
Bağlı bulunduğunuz belediyenin hazırlamış olduğu düzenlemeye göre elektronik (bilgisayarla) veya oy pusulasıyla oy kullanılmaktadır.
Oy pusulasıyla
Oy kullanacağınız seçim bürosuna vardığınızda (seçim öncesi size gönderilen bildiride belirtilen adres) size, seçimlere katılan partilerin listelerinin bulunduğu “oy pusulası” verilecektir. Oy kullanma amacıyla ayrılan kabinlerde bulunan kırmızı kalem yardımıyla oyunuzu kullanabileceksiniz. Oy kullanırken üç seçenekten birisini kullanmak zorundasınız:
1. Partinin listesine oy verme: bu durumda sadece seçtiğiniz partinin liste başına oy kullanıyorsunuz.
2. Tercihli oy kullanma: Bu durumda sadece bir listeden (bir parti adaylarına) istediğiniz adayların karsısındaki haneyi işaretlemeniz gerekir. Eğer aynı liste üzerinde liste başı adayına ve aynı zamanda listedeki başka bir adaya oy verirseniz oyunuz tercihli olup liste başına verdiğiniz oy geçersiz sayılacaktır.,
3. Boş oy kullanma: Oy vermeden oy pusulasını boş verebilirsiniz.
Elektronik (bilgisayarla)
Oy kullanacağınız seçim bürosuna vardığınızda (seçim öncesi size gönderilen bildiride belirtilen adres) size, manyetik bir kart verilecektir. Kabin içerisinde bulunan bilgisayara kartınızı yerleştirdikten sonra optik kalem yardımıyla tercihiniz olan partinin liste başına veya tercih ettiğiniz adayların ismini işaretleyerek oy kullan bilirsiniz.
Vekil aracılığıyla oy kullanma
Seçmen kütüğüne yazılmış olup da, geçerli mazeretle oy kullanmaya gidemeyen seçmenlere iki olanak tanınmaktadır:
1. Kaydolduğu seçim sandığında oyunu kullanılabilecek bir başka seçmene vekalet vererek oy kullanma hakkı. Vekil aracılığıyla oy kullanabilmek için, seçmen, yasada belirtilen yedi geçerli mazeretten biri tarafından engellenmiş olmalıdır:
- sakatlık ve hastalık nedeniyle
- mesleğiyle ilgili herhangi bir engelden dolayı
- gemici, seyyar satıcı gibi meslekle uğraşmak veya bu mesleklerle uğraşan başka bir seçmenle aynı ailenin ferdi olma ve onunla birlikte yaşamak
- hukuksal bir işlem sonrası tutuklanmış olmak
- geçici süreli yurtdışında bulunmak.
Bağlı bulunduğu seçim bölgesi sulh hakimine (juge de paix) yazılı olarak oy kullanamama mazeretini belirterek vekil aracılığıyla oy kullanma hakkı. Oy kullanamama mazereti sulh hakimi tarafından belirtilen mazeret dolayında
verilmektedir.
“Bir göçmen, kendi toplumuna olduğu kadar içinde yaşadığı topluma da yakınlık gösteriyorsa ve o toplumla diyalog içerisindeyse, çevresindeki toplumla (Belçika toplumu) ortak yaşamsal değerleri paylaşıp, toplumsal faaliyetlerde bulunuyorsa, ve çevresindeki farklı kültürler tarafından
kabul edilmiş ise yaşadığı toplumla bütünleşmiş sayılır” diyor sosyolog Parsons.
06/06/2009, Nihat Dursun, Binfikir Gazetesi Mayıs 2009 sayısı köşe yazısı