Avrupa Parlâmentosu 18 Haziran 2008 tarihinde, üç yıldan fazla süren görüşmeler sonrası, birlik üyesi ülkelerde (27 ülke) yaşayan kaçak göçmenler ve sığınmacıların “dönüşü” ile ilgili hazırlanan direktifi kabul etti. Direktif resmi gazetede 24 ay yayınlandıktan sonra üye ülkelere iletilecektir. Bu direktif, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yeni göç politikasının başlangıcı diyebiliriz. Son yıllarda artan resmi olmayan göç ve yeni ekonomik kirizlerin etkisiyle, bir zamanlar akın akın iş gücü (işçi) isteyen, sanayileşmiş, refah düzeyinin en yüksek seviyede olduğu Avrupa Birliği ülkelerinde “Dünyanın sefaletine biz çözüm bulamayız” sesleri onay görmüştür.
Nedir “dönüş” direktifinin içeriği?
Direktif özet olarak, AB ülkelerinde yaşayan “kağıtsız” göçmenlerin ülke dışına atılması, alıkoyma-gözaltı süresindeki şartlarını uyumlu kılma ve istekli geri dönüş çalışmalarını hızlandırma amacını taşımaktadır. Bu direktif sayesinde, bu güne kadar kaçakların yurt dışı edilmesiyle ilgili her üye ülkenin kendi yasaları dahilindeki uygulamaları yeni bir Avrupa göç politikası ile değiştirilip, 27 üye ülkede aynı ölçüde uygulanacak denilmektedir.
Prensip olarak “gönüllü dönüşü” teşvik amaçlı bu direktif iki etapta düzenleme görecektir: ilk etapta “gönüllü dönüş” teklifi, bu teklif reddedildiği takdirde “ülkeden uzaklaştırma” kararı, yani yurt dışı edilme kararı uygulanacaktır. Direktif ayrıca yurtdışı edilmeden evvelki “alıkoyma-gözaltı” süresine de yeni düzenlemeler getirmektedir.
Bunun yanında 2008-2013 yılları arası uygulama görecek yaşayan kaçak göçmenler ve sığınmacıların “dönüşü” ile ilgili direktif kapsamında, özellikle kağıtsızların hukuksal işlemlerini yürütmeleri amacıyla, 676 Avro’luk bütçe ayrılmıştır.Belçika’da “yurt dışı etme”, “gönüllü dönüş” politikası ile ilgili bakanlık görüşleri ve uygulamalar
Belçika’daki resmi oturumsuz (kağıtsızlar) kişilerle ilgili belirsizlik devam ederken, Göç ve Göçmenlerden sorumlu Bakan Annemie Turtelboom Belçika’da “arka kapıları kapatmak istiyorum” diyor. Göçmenlerin AB ülkelerine yük
getirdiği, işsizliği arttırdığını, İspanya’da kaçaklara af sonrası işsizlik oranının %30 arttığını, Avrupa dışından gelen göçmen kökenli kişilerde işsizlik oranının Brüksel’de % 34, Flaman Bölgesi’nde %22 ve Valonya’da % 38 olduğunu belirten Bakan Turtelboom, Belçika’da oturum alabilmenin özellikle iş bulma ve “entegrasyon” kapsamında olabileceğini belirterek, bir önceki hükümet ortaklarının aldığı oturum onayı (régularisation
–Regularisatie) kararını uygulamamakta hâlâ direniyor.
İstekli geri dönüş politikasına gelince, bu politika yıllardır uygulama görmektedir. Örneğin Belçika’nın
1984 yılından beri Belçika Uluslararası Göçmen Bürosu’yla yaptığı anlaşma kapsamında Belçika’dan 147 farklı
ülkeye 40.000 civarında kişi gönderilmiştir. Geri dönüş için yapılan yardım ilk dönemlerde geri dönüş bileti ile sınırlı kalırken, ileriki yıllarda dönüş sonrası, barınak, eğitim veya küçük işyeri kurma amacıyla, kişi başına 700 Avro, aile başına da 1750 Avro parasal yardım yapılmıştır.
Belçika’da 2008 yılında sosyal uyum bakanının inisiyatifi kapsamında yapılan ve uzun süredir sığınmacı olarak bekleyip de durumu açıklığı kavuşmayan, sığınma başvurusu reddedilen ve diğer resmi oturumu olmayan kişileri kapsayan “istekli geri dönüş” programının 2009 yılında uygulamaya konulacağı bildirilmektedir.
Geri dönüş programına ek olarak, dönüş sonrası kişinin tekrar ülkesine “uyumu” amacıyla da ayrı bir fon, yani parasal yardım talep edilmektedir. Geri dönüşle ile ilgili öngörülen yardım direkt kişiye nakit olarak verilmeyip ona eşlik edecek uluslararası yardım kuruluşlarına teslim edilmektedir. Verilen yardımın gönüllü dönen kişiye gideceği yerde ikamet edecek ev kirası, eğitim ve küçük isletme açması amacıyla kullanacağı belirtilmektedir.
Ayrıca ciddi sağlık sorunu olan, hamile bayanlar, reşit olmayan kişiler ve yaşlılar için 700 Avro ek parasal yardım
verileceği belirtilmektedir. Sığınma başvurularının % 80’inin reddedildiği, yüz ile yüzeli bin arasında “kağıtsızın”
yaşadığı Belçika’da “gönüllü dönüş” projesinin bir çok umutsuza umut olması dileğiyle.
20/03/2009, Nihat Dursun, Binfikir Gazetesi Mart 2009 köşe yazısı