Dünyadaki globalleşme politikasının geri kalmış ülkeler ve gelişmekte olan ülkelerdeki etkinliğinin getirdiği ekonomik yetersizlik, sefalet, açlık, savaş gibi nedenlerden dolayı her gün binlerce insan, insanca yaşama kavuşmak, kendisine veya çocuklarına yeni bir yaşam sunmak amacıyla umut yolculuğuna çıkıyor.
Bu umuda yolculuk binlerce insana mezar olurken yüz binlercesini de “kaçak” damgasıyla sağlıksız ortamlarda yaşamaya itiyor. Birleşmiş milletlere göre günümüzde dünyada 23 milyon mülteci bulunmaktadır. Aynı araştırmaya göre son on yılda 2 binden fazla kişi umut yolunda hayatını kaybetmiş.
Diğer taraftan, kaçaklar ve göçmen pazarından belirli çevreler büyük kazançlar elde etmektedir. Örneğin, Avrupa’ya yıllık beş yüz bin kaçak göçmen giriyor. Kaçak gelenlerden kişi başına alınan para miktarını asgarî beş bin Euro’dan hesaplarsak, sadece Avrupa’da 2 buçuk milyar Euro’luk kaçak göçmen pazarının olduğunu söyleyebiliriz.
Belçika’daki kaçakların durumuna bir göz Atalım. Eşit Haklar Merkezi’nin ( Centre pour l’Egalité des Chances et la Lutte contre le Racisme- Centrum voor Gelijkheid van Kansen en voor Racismebestrijding) resmi rakamlarına göre Belçika’da yüz bin kişiden fazla oturumsuz, kaçak durumunda olan insan yaşamaktadır. Gayri resmi rakamlara göre ise bu sayının yüz elli bine yakın olduğu tahmin edilmektedir. Zor şartlar altında yaşamını sürdüren bu insanlar, bazı iş sektörleri tarafından kullanılmaktadır. Örneğin, sadece inşaat sektöründe 2007 yılında 75 bin kaçak işçi çalıştırılmış. Charleroi bölgesinde polisin yapmış olduğu kontrollerde, yaşam standartlarıyla hiçbir alakası olmayan, barınak bile denilemeyecek lojmanlarda sekiz on kişilik gruplar halinde yaşayan Bulgar vatandaşlarının, haftanın yedi günü, günde 10-12 saat çalıştırılarak yaşadıkları belirtilmektedir.
Belçika’da, bir üniversitenin yaptığı araştırmaya göre bu kaçak insanların sırtından kazanılan paraya ek olarak yılda iki ile dört milyar Euro arası vergi kaçırıldığı ve bu oranın Valonya bölgesinin yıllık vergi gelirine denk olduğu belirtilmektedir.
Peki ne olacak bu insanların hali? 1974 yılında Belçika’da resmi olarak yapılan “kaçaklara af” programından 8000 kişiye oturum verilmiş. Yirmi dört yıl sonra, yani 1999’da (yasa 2000 yılında işleme konuldu) daha kısıtlı şartlar altında, yeni bir “af “tan 32.662 kişi faydalanmış. Kaçaklar ( clandestin- vluctelingen) statüsünden “kağıtsızlar” (sans papiers - zonderpapieren) statüsüne geçen bu insanlar yeni bir “af ” umuduyla günü güne ekleyip beklerken yıllarca, patron, mafya, … hatta politikacıların çıkar odağı olmaktadırlar.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 24 Ocak 2008 tarihli kararıyla Belçika’yı Brüksel havaalanındaki transit bölgesinde, mahkeme kararına göre serbest bırakılmaları istenmesine rağmen, bir grup Filistinlinin alıkonulması nedeniyle mahkum etti. Yılardır gündemini koruyan bu “kaçaklar-kâğıtsızlar” konusuna, tüm olumsuzluklara rağmen hala köklü bir çözüm getirilmemektedir. Şu an ki İçişleri Bakanı Parick Dewael döneminde 10 açlık grevi ve onlarca eyleme rağmen hâlâ aynı Bakan” yürürlükte olan düzenlemeyi değiştirmeye gerek yoktur” demektedir.
Şu an yürürlükte olan “kağıtsızlarla” ilgili düzenleme (régularisation-regularizasyon) 2004 yılında Belçika basınında yer alan, İçişleri Bakanı’nın « işlemleri uzun süren ilticacılarla ilgili düzenleme » açıklaması ile sınırlıdır.
İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Belçika’da en az 3 ve 4 yıldır iltica başvurusunda bulunup, başvuruları henüz karara bağlanmamış olan kişileri kapsamaktadır. İçişleri Bakanlığı’nın beyanı iltica başvurusu reddedilenleri ve ret sonucu Danıştaya (Conseil d’Etat- Raad van Staat) itirazda bulunanları kapsamamaktadır.
İçişleri Bakanlığı’nın 2004 yılında açıklamış olduğu “düzenlemeyi” iki gruba ayırabiliriz :
1 Ocak 2001’den önce gelenler ve o tarihten sonra gelip Belçika’da 3 ve 4 yıl ikamet edenler.
2001’den sonra Belçika’ya gelip okul yaşında çocukları olan ve Belçika da 3 yıl ikamet eden aileler veya bekar ya da okul yaşında çocukları olmayan Belçika’da 4 yıl ikamet eden kişi veya aileler.
Her iki grubu kapsayan kişilerin “oturum müsaadesi” için, Yabancılar Kanunu’nun 9/3 maddesi (01/06/07 tarihinden beri 9.bis olarak bilinir) çerçevesinde (genel tabirle “régülarizasyon” denilen) müracaatta bulunmaları gerekmektedir. Daha önce “9bis maddesi” için müracaatta bulunanların ise İçişleri Bakanlığı’na yazılı bir şekilde hatırlatmada bulunmaları istenilmektedir.
Yeni kurulacak Belçika Hükümeti’nin “kağıtsızlar-kaçaklarla” ilgili politikası, kanımca Fransa’nın yeni ‘kaçak göçmenler” politikası doğrultusunda gelişme gösterecektir: “önce iş sonra aş”, yani önce iş bul sonra oturum iste !
14/02/2008, Nihat Dursun, Binfikir Gazetesi Şubat sayısı yazısı