Zaman zaman değinirim; biz burada Belçika’da yaşıyoruz ama ruhumuz, düşüncemiz Türkiye’de diye. Huzurlu yaşamak için beden ve ruhun aynı yerde olması gerekir. Genelde her şeye rasyonel değil, duygusal yaklaşıyoruz.
Çok söylediğimiz sözlerden bazıları, «Allah buranın belasını versin. Bak hava ne kötü, yerler köpek pisliği, çocuklar yaramaz bizi dinlemiyor, gençler kötü şeylere bulaşıyor, vesaire… Sanki Türkiye’de hava hep güzel, yerler hep temiz, çocuklar yaramaz değil, geçim sıkıntısı yok! Türkiye’de de aynı sorunlar var ama biz burada bir sorunumuz olduğunda sanki orada yokmuş gibi düşünüyor ve söylüyoruz.
Türkiye’ye gittiğimizde de bir sorun ile karşılaşırsak hemen «Avrupa böyle değil, şöyle iyi, böyle güzel… Bu ne biçim iş?” diyoruz. Burada yaşarken
burayı kötülüyor, Türkiye’yi övüyoruz. Türkiye’ye izine gittiğimizde de Türkiye’yi kötülüyor, Belçika’yı övüyoruz. Bence bu da beden ve ruh
aynı yerde olmadığında oluyor.
Bu konuşmaları çocuklarımızın yanında da söylüyoruz ve onları da aynı şekilde yetiştiriyoruz. Onlar da burayı sevemiyor ama Türkiye’de de yaşayamıyorlar. Yaşadığımız yer kötü, izine gittiğimiz yer iyi! Durum böyle olunca çocuklar da burada huzurlu olamıyor. Çocuklarımıza eş seçerken de Belçika’daki gençleri beğenmiyor, Türkiye’dekilere iyi diyerek oradan gelin ve damatlar getiriyoruz. Benim anlamadığım, buradaki gençler bizim gençlerimiz değil mi ? Bunları biz yetiştirmedik mi de beğenmiyoruz onları? Gençlerimiz gerçekten iyi değilse burada suç biraz da bizim değil mi?
Diğer taraftan beğenmediğimiz, sevmediğimiz bir yere nasıl bir başkasını getiriyoruz? Geçenlerde boşanmalar hakkında bir yazı yazmıştım.
Bir süre önce yapılan bir üniversitenin araştırmasına göre de Belçika’da en çok boşanmaların Faslılar ve Türklerde olduğu ortaya çıktı. Bunları bildiğimiz halde çocuklarımızın kiminle, nereden evleneceğine yinede de biz karar veriyoruz ve beğenmedigimiz bu yere gelin ve damat getiriyoruz. Buna anlam veremiyorum. Bence biz artık buralıyız ve buralı gibi davranmalıyız. Aslında ben bu yazıda seçimlere değinecektim. Türkiye’deki yerel seçimlere o belediyelerde yaşamayacağımız halde bu kadar önem veriyoruz, konuşuyoruz tartışıyoruz. Bazen de birbirimizi kırıyoruz da, Belçika’da
Haziran ayında yapılacak seçimler için ne düşünüyoruz? Hangi partiler bizim için daha iyi, biz kimlere oy vereceğiz? Bunlar hakkında konuşuyor, tartışıyor muyuz? Bence buralı olmanın zamanı geldi de geçiyor. Huzurlu olmak istiyorsak eğer yaşadığımız yeri sevmek hatta sahip çıkmak durumundayız.
20/04/2009, Adnan Yıldız, Binfikir Gazetesi Nisan 2009 köşe yazısı