Öncelikle mübarek Ramazan bayramınızı içtenlikle kutlar tüm insanlığa hayırlar getirmesini dilerim.
Bu yıl tatilimi geç yaptım. Ramazanı Türkiye’de geçirdim ve bayram yapıp geldim. Bunu sizlere bir şeyin çok iyi farkına vardığım ve çok önemli bulduğum için yazıyorum. Hani derler ya, balık suda olduğu müddetçe suyun kıymetini bilmez, sudan çıktığı an suyun onun için ne kadar önemli olduğunu anlar.
Biz de burada (bazıları için gurbet, bazıları için yeni vatan) Belçika’da bazı şeylerin ne kadar iyi gittiğini ve bunun çok önemli olduğunun farkına varmadığımızı sanıyorum Belçika’da hep derdim, Ramazanı Türkiye’de geçireceksin. Bayramı Türkiye’de yapmak ne kadar güzel olur.
Bu yıl gördüm ki eski camlar bardak olmuş. Ramazan nerede yaparsan yap aynıdır (mescidi haram ve mescidi nebevi hariç ), yani ha burada oruç tutun, ha Türkiye’de. Orucun gerçek manasını bildikten sonra her yer aynı yani.
Sosyal acıdan fark varmış gibi görünse de orada da fazla bir fark göremedim. İstanbul’da, İzmir’de bulundum. Sanki Ramazan oraya gelmemiş, herkes açıktan yemeğini yiyor, sigarasını içiyor, hatta yolda bira içenler gördüm, (kınamak için söylemiyorum ) realite bu.
Şimdi balığın suyuna gelelim. Ben Antwerpen’da yaşadığımdan oradan örnek vereyim. Burada da iftarlara davet ediliyoruz ve davet ediyoruz. Türkiye ile genel manada kıyasladığımda, Türkiye’de genelde herkes kendi akrabasını davet ediyor, burada arkadaşlar, komşular, tanışlar da davet ediliyor.
Antwerpen’da kesin en az on kişi bize gelir, biz de en az on kişiye gideriz. Dernekler de iftar düzenler. Burada da çoğu cami, dernek, kuruluş iftar yemeği veriyor, Ramazan programı düzenliyor, hatta son yıllarda iftar çadırları da kuruluyor.
Bayramda da hayal kırıklığına uğradım, çünkü beklediğim gibi çıkmadı, camilere süslenerek gelinmedi, namazdan sonra güzel bayramlaşma olmadı,
evlere gelen giden de buraya nazaran çok az idi. Çocuklar eskisi gibi ev ev gezmiyor, insanlar akrabalar ve dostları hariç birbirleri ile bayramlaşmıyor.
Burada Allah’a şükür nerede ise herkes süslenip bayramda camiye gidiyor, camide ve çıkışta herkes birbiri ile bayramlaşıyor, tanısın tanımasın en azından bayramın mübarek olsun diyor, çocuklar el öpüyor, şeker veya harçlık alıyorlar. Bu gelenekleri burada yaşamak çok güzel. Biz bu gelenekleri Türkiye’de yaşayıp gördük ama burada daha iyi bir şekilde yaşatıyoruz. Türkiye’de bu gelenekler azalıyor, ama burada Allah’a şükür geleneklerimizi, kültürümüzü, Ramazan ve bayram açısından çok güzel yaşıyoruz. Bunun kıymetini bilelim ve sosyal dayanışmanın çok önemli olduğunu hatırlatarak hep beraber nice bayramlara erişelim.
04/11/2008, Adnan Yıldız, Binfikir Gazetesi Ekim 2008 sayısında yayınlanan köşe yazısı