Demokratları demokratik olmaya, Sosyalistleri sosyal olmaya, İnsan hakları savunucularını İnsan haklarını savunmaya, Plüralistleri hoşgörüye, Muhafazakârları din hürriyetine, doğrusu her kişiyi, bir başkası nasılsa onu öyle kabullenmeye çağırıyorum.
Bir kişinin yaşamında en önemli şeylerden biri kimliği ve dinidir. Başörtüsünü dininden dolayı takan biri için başörtüsü, kimliğinin bir parçası olur. Bu nedenle yukarıda saydıklarımı, sebebi ne olursa olsun başörtüsü takan birine saygılı olmaya çağırıyorum, eğer yukarıda saydıklarıma kendileri inanıyorlarsa. Demokratım, sosyalim, insan hakları, din hürriyeti diyen biri nasıl olur da bir başörtüsüne karşı gelir?
Bu ne demokratlığa, ne sosyal olmaya, ne de insan haklarına sığar. Başörtü yasağı ile hem din hürriyetini hem kimliğini elinden almış olursun.
Benim en zoruma giden de Müslümanım diyen birinin de başörtüsüne karşı olması. Kuran’da sabit, hadislerde sabit; nasıl yok denebilir? Takmayabilirsin
ama Müslümansan hiçbir zaman başörtüsüne karşı olamazsın. Çünkü Kuran’a, hadise karşı gelmiş olursun. Müslümanlar kardeştir, kardeşinin
taktığı bir şeyi nasıl kabullenmezsin, nasıl engellemeye çalışırsın?
Bazıları, “Kuran’da yokmuş, yanlış anlıyorlarmış” diyor. Milyonlarca başörtüsü
takan yanlış anlıyor da doğruyu anlayan sensin. Hem ben öyle anlıyor ve onun için de takıyorsam, sana da buna saygılı olmak düşer. Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede başörtüsü tartışması ne kadar üzüntü verici bir şey.
Gelelim bulunduğumuz ülkeye. Belediye seçimlerinde birçok parti, çokkültürlülüğe saygılıyız deyip yabancı kökenlileri listelerine aldı. Kampanya boyunca camilerden derneklere gezip vaatler verdiler ama Müslüman
oylarıyla seçilince ilk icraatları başörtüsü yasağı oldu. Anvers’te SP.a misali gibi. Bu kararı SP.a yalnız almadı, bunu CD&V, VLD ve NVA da desteklediler. Sadece Groen! (ve kısmen Spirit) karşı çıktılar. Ardından Gent, Lier ve diğer belediyeler de halkla temasta olan memurlara başörtüsü yasağı getirdiler veya bu yönde öneriler sundular.
Bizim oy verdiğimiz Müslüman seçilenler neredeler?
Nasıl bu kararı geçirdiler? Şimdi ne yapıyorlar?
Bizi temsil eden dernekler nerede? Halen seslerini neden duyurmuyorlar?
Camiler neden sessiz kalıyorlar?
Herkesi kişinin kimliğine, dinine ve başörtüsüne saygılı olmaya davet ediyorum.
23/03/2008, Adnan Yıldız, Binfikir Gazetesi Mart 2008 sayısı köşe yazısı