Belçika'nın Türkçe gündemi... Belçika'nın
Türkçe
Gündemi! 
Brüksel Hava 
Durumu için tıklayın! Charleroi Hava Durumu 
için tıklayın! Anvers Hava Durumu 
için tıklayın!
Brüksel Charleroi Anvers
Gent Hava Durumu 
için tıklayın! Liege Hava Durumu 
için tıklayın! Genk Hava Durumu 
için tıklayın!
Gent Liege Genk
 
 Yazarlar / Çizerler



















Yozlaşan sorun kaydırmaları

16.04.2009


Şu günlerde herkes siyaset veya seçimle ilgili yazılar kaleme almakta. Türkiye yerel seçimini yaptı. Belçika ise Haziran ayında gerçekleşecek olan bölgesel ve toplumsal seçimlere hazırlanıyor.

Bilirsiniz sanatçıların ve düşünürlerin yazma arzusu, ki bu arzu gücünü normalde içinde yer alması gerektiği toplumsal-kültürel aygıt arasındaki çatışmada bulmaktadır. Yani, benim gibi bir sanatçı için yaşamdaki her şey tıkırında gitmez. Onun için de siyasi yazılarımı gelecek aylara saklayarak bu sefer sanata dönüş yapacağım.

Sanat bir dil midir? Sanatın siyasi ve sosyal alfabesi var mıdır? Sanat gerici midir, ilerici midir? Bu gibi soruların listesi epeyce kabarıktır.

Sanatımın toplumsal yaygınlığına kavuşmasından beri bana kim bilir kaç kez “sanat bir dil midir” diye sorulmuştur. Ilk sergimin 1975 yılında gerçekleştiği dikkate alınırsa bu süreç içinde verebildiğim bilimsel tek bir yanıt yoktur. Günümüze kadar sanatın ne bir sözlüğü düzenlenebilmiş, ne genel dilbilgisi ne de kuralları dizgeleştirilmiştir.

Doğrusunu söylemek gerekirse, sanatın, resmin, müziğin vesaire … bir dil olup olmadığını sormak bile biraz ahlaksal bir sorudur bence.  Yine de soralım. Sanat denilen şeyi kim yapar? Her halde bir sanatçı. Sanatçı kimdir? Yaratıcı birey olarak insandır. Sanat ile toplum arasında örtük olarak kullanılan dilin bağlantısı nedir? Bu bağlantı insanın ta kendisi değil midir ?

Bir örnek vereyim: «Iki heykelci taşı yontarak bir biçime sokmaktadırlar. Birincisi kusursuz bir elma biçimi elde etmek istemektedir; çalışmasının tek hedefi bir taş parçasını kusursuz bir elmaya dönüştürmektir. Öbürü de bir elma yontmaktadır, fakat çalışmasında güttüğü amaç, yaşam içindeki insan ve doğa, varlık ve yokluk, doğuş ve kayboluş unsurlarını dile getiren bir duyguyu ifade etmek, böylesi bir düşünceyi yakalamaktır, insanın içsel dünyasını, gerilimlerini aktarabilmektir. Birinci elma bir zanaatçının, ikincisi ise bir sanatçının eseridir.»

Sanatçının içinde yanan deli dolu ateşlerin bir yangına dönüştüğü an, toplum adına aydınlatılmaya çalışılan yolun ilerisinde bulunan bir yerde insanı yüceltecek, onu aydınlığa götürebilecek bir kuvvetin varlığını, derin bir aydınlığın olasalığını her birimize en isabetlice açıklar. Konuşmak, okumak ve yazmak… Insanın özelliğidir. Yaşayan gibi görünen vücuda değil de, ideal olarak, vücudun yaşantısına değebilelim. Ifade dillerimizden birini yazmaya çalışan kişi olarak, annemiz, kardeşimiz, veya bir akrabamız olarak, bir sanatçının taşıdığı gücü bilmek ve kabul etmek zamanıdır bugün. Baksanıza aramızda ne kadar sanatçı zenginli bulunmaktadır. Yoksa, yozlaşan sorun kaydırmalarına devam …


16/04/2009, Mehmet Aydoğdu, Binfikir Gazetesi Nisan 2009 köşe yazısı

5 / 5 (1 Oylama)


mehmetaydogdu@binfikir.be


 



 

Yazar ve Çizerler

© 2004-2007 
OpenWings