Günümüzde önemli olan «ne, neden ve nasıl » değil de, nasıl göründüğün, insanların seni nasıl bildiğidir. Kısaca her şey «imaj» gibisinden bir söylemle karşı karşıyayız. Böylece çağımız kültür anlayışının ilginç noktalarından birinin tanımı yapılmış oluyor.
---
Bu imaj mesajı çok bulanıktır ve karmaşa taşımaktadır. Gerçekten her şeyin imaj olduğunun kolaylıkla öne sürülebileceği bir çağda yaşıyoruz.
Anamalcı, eleştirel kuramlarla bir değerlendirme yaparsak, her şeyin ve herkesin bir «göbek bencilliğinin » ağır bastığı bir dönemden geçiyoruz. İlişkiler ağı açısından müthiş önem taşıyan bir tanı bu. Güzel, yakışıklı, ahenk saçlı, cahil ama yine de bilgili, hoş görünümlü, kaba olsa da iyi poz
vermeyi bilen, gelenekçi olduğu halde her yükselen değere uymayı bilmeyi gerektiren bir düzen anlayışıdır bu.
İmaj, medyatik kulağımıza aşılanmış bir virüstür. İmge ise dünyayı kurcalama, açıklık getirme, ifade etme ve onunla barışık yaşama çabasıdır.
Aslında insan dünyasında her şey imgedir. Bu konuda düşündürücü ve değişik tarzda örnekler vermek isterim: Amerika’nın yeni imajı ve Cumhurbaşkanı Barack Obama dünyanın umudu oluverdi. İmajı bir nevi “görü”ye (vizyona) dönüştü. Fakat içeriğine bakıldığında tersi bir ayna yansımaları vardır. Dünyaya yeni bir düzen getirmeyi arzuluyan Obama, kendisine yardımcı olarak eski Yugoslavya’nın yok olmasında ve insanlık tarihinin en çirkin sayfalarından birinin yazılmasında önemli rol alanlardan Biden, Albright ve Wesley Clark ile, dünya ekonomisini sömüren finans devlerinden olan Rockefeller grubunun başdanışmanı Paul Volcker’ı seçti. Bu seçim imaj meselesiymiş. Böylesine bağımlı ve bağlı bir anlayışla nasıl yeni bir “görü”ye sahip olunur ki? Obama’nın, insani değerler konusunda nereye gideceğini hep birlikte göreceğiz.
Amerika’yı bir yana bırakıp Belçika’ya dönelim. Geçen yıl gerçekleşen genel seçimlerde ülkeye yeni görü vaadinde bulunan Başbakan Yves Leterme
ve yardımcısı Didier Reynders ile bakanlar kurulunda yer alan öteki siyasetçilerin ilk icraatlarından biri yaşadığımız finans krizi. Bu bahaneyle
milyarlarca Avro’yu zenginler sınıfına aktarıverdiler. Bu da bir imaj meselesiymiş. Fakat, aynı anda devam eden 2009 yılı bütçe görüşmelerinde de
bütçesini ayarlamak için yanlızca 1 milyar Avro bekleyen Sosyal Sigortalar Kurumu’na rest çektiler. Bence burada çifte standartlı bir imaj ortaya
çıktı.
İmajın da imgenin de insan varlığının aynı zemininden kaynaklandığı doğrudur. Ancak, imajda kurmacadan çok yutturmaca söz konusudur. İmaj
dış dünyanın boyacısı, imge ise iç dünyanın ürünüdür. Yaşamınızın imaj mı yoksa imge mi olacağını sizin belirlemeniz gerekir. Seçiminizi yapmadan
önce şunu hatırlatmak isterim: “Sıcacık sevgilerdir, yeşeren her insani değerler.”
13/01/2009, Mehmet Aydoğdu, Binfikir Gazetesi Aralık 2008 köşe yazısı