Yaşam uzun ince bir yol denir ya... Evet yaşadığımız günler her bakımdan belirsizliklerle dolu. Belçika’da fiilen bir Başbakan bulunamamasından
veya var olsa da bugünkü Başbakan’ın ve yedek oyuncusunun tüm inandırıcılıklarını kaybetmiş olmalarından kaynaklanan bir siyasi başı boşluk
yaşanıyor. Toplumda sessiz sedasızca bu durumu aynen kopyalamakla yetiniveriyor. Siyasi ortamın sağlıklı çalışması devlet düzeninde olduğu gibi toplumsal yaşam için de önem taşımaktadır. Onların meşruiyetlerini koruyabilmesi bir nevi hayati önem taşır hepimiz için. Dokununca
bozuluverecek bir görüntü veren Belçika siyasi ortamında, ister istemez yeniden kurulması gereken Belçika Federal Sistemi’nin tüm boyutlarını tartışmak yerine kısır çekişmelerle zaman kaybetmekten bir yana gidilemiyor. Finansal kriz ise bir bahanedir bence.
Şu anda Belçika’da gerek idari gerekse toplumda insan hakları odaklı, sosyal güvenlik boyutuna her açıdan önem veren demokratik ve hukuk devleti
inancı olmayışı acıyla buruluyor dilimize. İzninizle bir kaç örnek vereyim;
1- Avrupa finans krizini aşabilmek için 1700 milyar Euro bulurken, Belçika Hükümeti de 300 milyar Euro’luk bir borçsal kaynak yarattı. Tabii yanlızca
banka ve sigorta devlerini kurtarmak adına idi. Maalesef aynı bankalara yatırım yapan küçük tasarruf sahiplerinin paraları ise buharlaştı gitti. Hükümet’in ise herkesi, adaleti dahi tehdit edici tavırlarıyla bu anlayışı meşrulaştırmaya çalıştığına şahidiz. Adalet ve sorumluk anlayışı nerede diye soruyorum?
2- Uluslararası finans krizi öncesinde, sosyal ve sağlık sigortaları bütçesi için yapılması öngörülen küçük bir değişiklik bir başka bahara kaldı. Devleti
küçük ama toplum-u için çok büyük önem taşıyan bu değişikliğe yanlızca 1 milyar Euro’luk ek bir kaynak gerekliydi. Devletin borç yapma karşıtı olarak Başbakan ve onun yedek oyuncusu karşı çıktılar. Ama aynı şahıslar banka kurturma operasyonu için Belçika’da yaşayan her kişiyi 30,000 Euro’luk borçlu yaptılar. Adalet ve dayanışma anlayışı nerede diye soruyorum?
3- Geçen yıl Belçika Müslümanlar Temsil Kurumu’nda ceryan eden yolsuzluklara nedeniyle bir yargıç yollara düşerek idareden bir kaç kişiye suçlamada bulundu. Bugün ise aynı adli makamlar MTK Başkan yardımcısı Driss Benjalloul dışında herkesi aklamak zorunda kaldılar. Olağanüstü yolsuzluk denilen şeyin miktarı ise 1.000 Euro. Haksızca suçlananlar için acının çentiklerine dönüyor günleri ve hesabı tutulsun bu işin diyorlar. Adalet
ve insana saygınlık nerede diye soruyorum? Yazımı bu defa şair Gülten AKIN’ın “Leke” şiirinden
alıntı ile bitireceğim:
Çağın en karmaşık yerinde durduk / biri bizi yazsın, kendimiz değilse / kim yazacak / sustukça köreldi / kaba günü yonttuğumuz ince bıçak / nerde
onlar, her kımıldayışta / çakan tansık, ışıldatan büyü / bir gün daha görülmedi / bir gün daha geçti otları soldurarak.
12/12/2008, Mehmet Aydoğdu, Binfikir Gazetesi Kasım 2008 sayısında yayınlanan köşe yazısı